<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Hukuki Haberler</title><link>https://hukukihaberler.com/</link><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/><atom:link rel="self" type="application/rss+xml" href="https://hukukihaberler.com/feed/index.xml"/><description>Hukuk, yargı ve mevzuat gündemi</description><language>tr</language><image><url>https://hukukihaberler.com/icon-192.png</url><title>Hukuki Haberler</title><link>https://hukukihaberler.com/</link></image><item><title>Üsküdar Başkanvekilinin Öldüğü Kazada Şoför Tutuklandı</title><link>https://hukukihaberler.com/uskudar-baskanvekili-kazasi-sofor-tutuklandi</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/uskudar-baskanvekili-kazasi-sofor-tutuklandi</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 17:58:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Düzce&#x27;de 15 Ekim&#x27;de meydana gelen kazada Üsküdar Belediye Başkanvekili hayatını kaybetti, aracı kullanan makam şoförü 18 Ekim&#x27;de &quot;taksirle ölüme sebebiyet verme&quot; suçlamasıyla tutuklandı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/uskudar-baskanvekili-kazasi-sofor-tutuklandi.jpg?v=ca923322" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/uskudar-baskanvekili-kazasi-sofor-tutuklandi.jpg?v=ca923322" alt=""></p><p class="lead">Düzce'de 15 Ekim'de Anadolu Otoyolu'nda meydana gelen ve Üsküdar Belediye Başkanvekili'nin hayatını kaybettiği kazayla ilgili soruşturmada, aracı kullandığı belirtilen makam şoförü tutuklandı. Haberlere göre karar 18 Ekim'de duyuruldu ve şüpheli "taksirle ölüme sebebiyet verme" suçlamasıyla Düzce'deki Çilimli Cezaevi'ne gönderildi. Tutuklama, mahkûmiyet anlamına gelmiyor ve soruşturma devam ediyor.</p><h2>Kaza ve tutuklamaya ilişkin bilinenler</h2><p>Haberlere göre kaza 15 Ekim'de saat 13.28 sıralarında Anadolu Otoyolu'nun Kaynaşlı ilçesi Sarıçökek köyü mevkiinde, Ankara istikametinde meydana geldi. Başkanvekili, Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerine katılmak üzere Ankara'ya gidiyordu. Aktarılan bilgilere göre şoförün idaresindeki araç, önünde ilerleyen başka bir araca çarptı. Kazada başkanvekili hayatını kaybederken 4 kişi de yaralandı. Haberlerde başkanvekilinin ölüm anına ve yerine ilişkin ifadeler farklılık gösteriyor. Bazı yayınlar olay yerinde, bazıları hastanede yaşamını yitirdiğini yazıyor. Bu ayrıntı, resmî bir açıklama olmadığı için burada kesin olgu olarak verilmiyor.</p><p>Kazanın ardından şoför hakkında adli soruşturma başlatıldı ve gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece "taksirle ölüme sebebiyet verme" suçundan tutuklanarak Düzce Çilimli Cezaevi'ne gönderildi. Şüphelinin belediyede yaklaşık sekiz yıldır görev yaptığı bildiriliyor. Kimlik bilgileri, şüpheli özel kişi olduğu için bu haberde yer almıyor.</p><h2>Resmî açıklama ve teyit durumu</h2><p>Konu, haber hesabı paylaşımıyla gündeme geldi. Bilgi, birbirinden bağımsız iki haber kaynağında da yer aldı. İhlas Haber Ajansı muhabirlerinin edindiği bilgiye dayanan haber ve Sözcü'nün aktardığına göre hazırlanan haber tutuklamayı aynı çerçevede doğruluyor. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığından ya da mahkemeden yazılı bir açıklama bulunamadı. Bu nedenle kararın gerekçesi, hangi delillere dayandığı ve kusur oranına ilişkin bir bilgi kamuoyuna yansımadı.</p><h2>Taksirle öldürme suçu ne anlama geliyor?</h2><p>Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi, taksirle öldürmeyi düzenler. Taksirde kişi ölümü istemez, ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bu sonuca neden olur. Tek kişinin ölümü halinde madde iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörür. Fiil, bir kişinin ölümüyle birlikte bir veya daha fazla kişinin yaralanmasına yol açmışsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapis olarak belirlenir. Kazada yaralananların bulunduğu bildirildiği için savcılığın hangi fıkra üzerinden ilerleyeceği iddianameyle netleşecek. Şimdilik açıklanan suçlama, maddenin genel adıyla sınırlı.</p><p>Ceza Kanunu'nun genel hükümlerindeki bilinçli taksir kuralı da bu tür dosyalarda tartışılır. Fail sonucu öngörmesine rağmen gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket etmişse, ceza belirli oranda artırılabilir. Kusurun türü ve derecesi, kaza yeri incelemesi, araçlara ait teknik veriler ve bilirkişi raporlarıyla belirlenir.</p><h2>Tutuklama kararının dayanağı ne?</h2><p>Tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre verilir. Madde, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin birlikte bulunmasını arar. Tutuklama nedenleri arasında kaçma şüphesi ve delillere müdahale ihtimali sayılır. Madde ayrıca ölçülülük şartı getirir. İşin önemi ile verilmesi beklenen ceza ölçüsüz kalıyorsa tutuklama kararı verilemez. Hapis cezasının üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlarda tutuklama yasağı vardır. Taksirle öldürmenin üst sınırı bunun üzerinde olduğundan bu yasak burada devreye girmez. Bu, kararın yerinde olup olmadığı konusunda bir değerlendirme değildir. Gerekçe, kararın metninde yer alır ve ancak dosyaya erişen taraflarca bilinir.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işler?</h2><p>Soruşturma evresinde tutukluluk, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 108. maddesi uyarınca en geç otuzar günlük aralıklarla incelenir. İnceleme Cumhuriyet savcısının istemiyle sulh ceza hâkimince yapılır. Şüpheli de bu incelemeyi kendisi isteyebilir. Şüpheli ve müdafii ayrıca tutuklama kararına karşı kanun yoluna başvurabilir. Tahliye talebini de soruşturmanın her aşamasında yeniden yapabilir. Hâkim, tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerini yeterli bulursa tahliyeye karar verebilir.</p><p>Savcılık, bilirkişi raporlarını ve tanık beyanlarını topladıktan sonra iki yoldan birini seçer. Yeterli şüphe varsa iddianame düzenleyip kamu davası açar, yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. İddianame kabul edilirse yargılama başlar ve tutukluluk durumu her duruşmada yeniden değerlendirilir. Mahkûmiyet kararı ancak yargılama sonunda verilir. Karar kesinleşmeden de kesinleşmiş sayılmaz. Belediyede ayrı bir idari süreç de yürüyor. Üsküdar'da <a href="/uskudar-baskanvekili-secimi-20-ekim-surec/">başkanvekili seçimi 20 Ekim'de</a> yapılacak. Bu süreç ceza soruşturmasından bağımsızdır.</p><h2>Şüphelinin ve yakınların hakları</h2><p>Şüpheli, soruşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanma hakkına sahiptir. Susma hakkı da vardır. Masumiyet karinesi gereği hakkında kesin hüküm verilene kadar suçlu sayılamaz. Kazada ölenin yakınları ile yaralananlar ise davaya katılma, maddi ve manevi tazminat isteme gibi haklara sahiptir. Bu talepler ceza davasıyla birlikte ya da ayrı hukuk davasıyla ileri sürülebilir. Ceza yargılaması ve tazminat sürecinde <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza hukuku alanında hukuki destek</a> almak, usul haklarının zamanında kullanılmasına yardımcı olabilir.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Bitlis Merkezli Bahis Operasyonunda 5 Tutuklama: Süreç Nasıl İşler?</title><link>https://hukukihaberler.com/bitlis-yasa-disi-bahis-5-tutuklama-surec</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/bitlis-yasa-disi-bahis-5-tutuklama-surec</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 16:58:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Bitlis merkezli 4 ilde, yasa dışı bahis gelirlerinin aklanmasına yönelik eş zamanlı operasyonda yakalanan 5 şüpheli tutuklandı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/bitlis-yasa-disi-bahis-5-tutuklama-surec.jpg?v=3fde64c0" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/bitlis-yasa-disi-bahis-5-tutuklama-surec.jpg?v=3fde64c0" alt=""></p><p class="lead">Bitlis merkezli 4 ilde, yasa dışı bahis gelirlerinin aklanmasına yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Gözaltına alınan 5 şüpheli, sevk edildikleri hakimlikçe tutuklandı. Haberlere yansıyan İl Emniyet Müdürlüğü açıklamasına göre soruşturmada başkalarına ait banka hesaplarının kullanıldığı ileri sürülüyor.</p><h2>Operasyonda neler yaşandı?</h2><p>Haberlere yansıyan emniyet açıklamasına göre çalışmayı Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ile İstihbarat Şubesi ekipleri, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla yürüttü. Elde edilen bulgular üzerine Bitlis merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon yapıldı ve yakalanan 5 şüpheli emniyete götürülerek sorguya alındı. Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen 5 şüphelinin tamamı tutuklandı.</p><p>İncelenen haber metinlerinde operasyonun yapıldığı illerin adları, şüphelilerin yaş ve meslek bilgileri ile ele geçirilen para veya dijital materyal hakkında ayrıntı yer almıyor. Şüphelilere hangi suç tiplerinden işlem yapıldığı da açık biçimde aktarılmıyor. Bu başlıklarda resmî bir açıklama yapılırsa haber güncellenebilir.</p><p>Bölgede benzer bir dosya daha önce de gündeme gelmişti. Bitlis merkezli 3 ilde düzenlenen operasyonda 20 şüpheliden 12'si tutuklanmıştı. Bir gün önce ise <a href="/siirt-merkezli-7-ilde-yasa-disi-bahis-operasyonu/">Siirt merkezli 7 ilde yapılan bahis operasyonu</a> da haberlere konu olmuştu.</p><h2>Hesap kiralama yöntemi ne anlama geliyor?</h2><p>Emniyet açıklamasına dayanan haberlere göre yasa dışı bahis faaliyetlerinden elde edilen suç gelirlerinin aklanması için 18 yaşını doldurmuş kişilerin banka hesapları kiralandı. Bu yöntemde bahis gelirlerinin gerçek sahibi görünmez, para başkalarının adına açılmış ya da kullanıma verilmiş hesaplardan dolaşıma sokulur. Soruşturma makamları ise bu hareketlerin izini hesap kayıtları, bankacılık verileri ve dijital incelemeler üzerinden sürer.</p><p>Bu tür dosyalarda yalnızca paranın sahibi değil, hesabını başkasının kullanımına bırakan kişiler de şüpheli sıfatıyla karşılaşabiliyor. Hesap sahibinin eyleminin hukuki niteliği, bilgisi ve kastı gibi unsurlara bağlı olarak yargılamada belirlenir. Bu açıklamada şüphelilerin her birinin dosyadaki rolü belirtilmiyor.</p><h2>Hangi hükümler gündeme gelebilir?</h2><p>Haberlerde suç tipleri tek tek sayılmasa da yasa dışı bahis gelirlerinin aklanması soruşturmalarında iki ana düzenleme öne çıkar.</p><p>Birincisi, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5237.pdf">5237 sayılı Türk Ceza Kanunu</a>'nun 282. maddesidir. Madde, alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini yurt dışına çıkaran ya da kaynağını gizlemek veya meşru yoldan elde edilmiş izlenimi vermek amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutan kişiye üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrası, aklama fiiline katılmadan bu malvarlığını bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi için iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası getirir. Suçun suç işlemek için kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza bir kat artırılır.</p><p>İkincisi, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 5. maddesidir. Madde, izinsiz bahis oynatmayı, bunun için yer veya imkân sağlamayı ve bahisle bağlantılı para nakline aracılık etmeyi ayrı suçlar olarak düzenler. Yalnızca bahis oynayan kişi için ise hapis değil, idari para cezası öngörülür. Bahis gelirleri bu nedenle aklama suçunun öncül suçu sayılabilir. Bu dosyada hangi hükümlerin uygulandığı soruşturma ve iddianame aşamasında netleşecek.</p><h2>Tutuklama kararı ne ifade ediyor?</h2><p>Tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca kuvvetli suç şüphesi ile kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali gibi tutuklama nedenlerinin bulunduğu durumlarda verilebilen bir tedbirdir. Bu karar bir mahkûmiyet değildir. Suçun sabit olup olmadığına, yargılama sonunda mahkeme karar verir. Haberlere göre bu dosyada şüphelilerden hiçbiri adli kontrol şartıyla serbest bırakılmadı, 5 kişinin tamamı tutuklandı.</p><p>Gözaltı, tutuklama, iddianame, dava ve kesinleşmiş mahkûmiyet birbirinden ayrı aşamalardır. Şu an dosya soruşturma aşamasındadır ve şüpheliler hakkında masumiyet karinesi geçerlidir.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl ilerler?</h2><p>Soruşturma Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürecek. Savcılık; banka kayıtları, dijital inceleme sonuçları ve ifadeleri değerlendirip yeterli şüphe görürse iddianame düzenler. İddianame kabul edilirse görevli mahkemede dava açılır. Görevli mahkeme, suçlamanın niteliğine ve öngörülen ceza miktarına göre belirlenir.</p><p>Tutuklu kişilerin dosyaları Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 108. maddesi uyarınca en çok otuz günlük aralıklarla incelenir. Şüpheliler ve müdafileri tutuklama kararına, kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir. Şüpheliler avukat yardımından yararlanma ve susma haklarına sahiptir.</p><h2>Banka hesabını başkasına kullandıranlar için ne değişiyor?</h2><p>Bu tür operasyonlar, hesap kiralamanın yalnızca ticari bir anlaşma gibi görünse de ceza soruşturmasına yol açabileceğini gösteriyor. Hesabı kullandıran kişi, hesaptan geçen paranın kaynağı konusunda bilgisi olup olmadığına göre farklı hukuki değerlendirmeyle karşılaşabilir. Hesap hareketleri nedeniyle bloke veya soruşturma bildirimi alan kişilerin, işlemlerin dökümünü saklaması ve süreci bir ceza hukuku uzmanıyla birlikte yürütmesi savunma açısından önem taşır. Bu tür ceza dosyalarında hukuki destek almak isteyenler için <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza davalarında hukuki destek</a> bilgisine bakılabilir.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Üsküdar&#x27;da Başkanvekili Seçimi 20 Ekim&#x27;de: Süreç Nasıl İşler?</title><link>https://hukukihaberler.com/uskudar-baskanvekili-secimi-20-ekim-surec</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/uskudar-baskanvekili-secimi-20-ekim-surec</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 16:44:00 +0300</pubDate><category>Siyaset</category><description>İstanbul Valiliği, Üsküdar Belediye Meclisi&#x27;nin yeni başkanvekilini seçmek için 20 Ekim 2026 Salı günü saat 10.00&#x27;da toplanacağını açıkladı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/uskudar-baskanvekili-secimi-20-ekim-surec.jpg?v=2ff62f90" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/uskudar-baskanvekili-secimi-20-ekim-surec.jpg?v=2ff62f90" alt=""></p><p class="lead">İstanbul Valiliği, Üsküdar Belediye Başkan Vekili'nin trafik kazasında yaşamını yitirmesi üzerine, yeni başkanvekilini seçmek için Belediye Meclisi'nin 20 Ekim Salı günü toplanacağını duyurdu. CHP Sözcüsü Müslim Sarı ise hem CHP'nin hem de YENİ Parti'nin seçimde aday çıkaracağını söyledi. Oylama, Belediye Kanunu'nun 45. maddesindeki kurallara göre gizli oyla yapılacak.</p>
<h2>Valilik ne açıkladı?</h2>
<p>Valilik açıklamasına göre Üsküdar Belediye Meclisi, yeni başkanvekilini seçmek üzere 20 Ekim Salı günü saat 10.00'da toplanacak. Boşalan görev, 15 Ekim 2026'da geçirdiği trafik kazasının ardından hayatını kaybeden başkanvekilinin görevidir. Toplantı, valinin belediye meclisini çağırması usulüyle yapılıyor. Yeni başkanvekilinin kim olacağı oylamadan önce belli değil.</p>
<h2>Başkanvekilliği nasıl boşaldı?</h2>
<p>Sürecin arka planı birkaç aşamadan oluşuyor. Valiliğin aktardığına göre belediye başkanı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet ve irtikap" suçlarından yürüttüğü soruşturma kapsamında 31 Temmuz 2026'da İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla tutuklandı. Ardından İçişleri Bakanlığı'nın 1 Ağustos 2026 tarihli Olur'uyla görevden uzaklaştırıldı. Bunlar soruşturma aşamasındaki işlemlerdir. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet yoktur ve masumiyet karinesi geçerlidir.</p>
<p>5 Ağustos'taki meclis toplantısında seçilen başkanvekiline ilişkin meclis kararının yürütmesi, İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 24 Ağustos 2026 tarihli kararıyla durduruldu. Bu karara yapılan itiraz İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdari Dava Dairesi tarafından reddedildi. Yenilenen seçimde 8 Eylül 2026'da AK Partili aday başkanvekili seçildi. O seçimde Cumhur İttifakı'nın adayı ile CHP ve YENİ Parti grubunun ortak adayı yarışmıştı.</p>
<h2>CHP ve YENİ Parti ayrı aday çıkaracak</h2>
<p>Bu kez tablo farklı. Sarı'nın açıklamasına göre CHP ve YENİ Parti ortak aday yerine kendi adaylarıyla seçime girecek. Sarı, mecliste CHP'nin 9, YENİ Parti'nin 9, AK Parti'nin 23 üyesi bulunduğunu belirtti. Başka bir haber kuruluşunun aktardığı tabloda sandalye sayıları farklı. Yeniçağ'ın yazdığı resmî tabloya göre AK Parti 20, MHP 4, YENİ Parti 9 ve CHP 10 sandalyeye sahip. Rakamlar kaynağa göre değişiyor. Oylamada belirleyici olan, o gün salonda hazır bulunan ve oy kullanan üyelerin sayısı olacak.</p>
<h2>Hukuki çerçeve: 5393 sayılı Kanun'un 45. maddesi</h2>
<p>Belediye Kanunu'nun 45. maddesine göre belediye başkanlığı herhangi bir nedenle boşaldığında vali, belediye meclisinin on gün içinde toplanmasını sağlar. Meclis; birinci başkan vekilinin, o yoksa ikinci başkan vekilinin, o da yoksa en yaşlı üyenin başkanlığında toplanır. Madde, başkanın görevden uzaklaştırılması veya tutuklanması hâlinde meclisin bir başkanvekili seçeceğini düzenliyor.</p>
<p>Oylama kuralları şöyle işliyor:</p>
<ul>
<li>Başkanvekili, belediye meclis üyeleri arasından ve gizli oyla seçilir.</li>
<li>İlk iki oylamada üye tam sayısının üçte ikisi, üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır.</li>
<li>Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan üye seçilmiş olur.</li>
<li>Oyların eşitliği hâlinde kur'a çekilir.</li>
</ul>
<p>Adayların ayrı çıkması, ilk üç turda gereken çoğunluğun sağlanmasını zorlaştırabilir. Bu durumda seçim, kanunun öngördüğü dördüncü oylamaya kadar gidebilir. Önceki seçimlerde de bu mekanizma işlemişti. Yeniçağ'a göre 5 Ağustos'taki seçimde dördüncü turda CHP adayı 22, AK Parti adayı 18 oy almıştı.</p>
<h2>Seçim sonrası hangi yollar açık?</h2>
<p>Meclis kararları idari işlemdir ve idari yargıda denetlenebilir. Üsküdar'daki Ağustos seçimi bunun örneği oldu. İdare mahkemesi, seçime ilişkin meclis kararının yürütmesini durdurmuştu ve itiraz da reddedilmişti. 20 Ekim'deki oylamanın sonucuna da yetkili ve ilgili kişiler idare mahkemesinde dava açabilir. Dava açma süresi ve yürütmeyi durdurma talebi, idari yargılama usulünün genel kurallarına bağlıdır. Meclis kararlarına karşı <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-idare-hukuku-avukati.html">idari yargı yollarının nasıl işlediği</a> ayrıca incelenebilir.</p>
<p>Anayasa'nın 127. maddesi ve Belediye Kanunu'nun 47. maddesi, seçilmiş organların görevden uzaklaştırılmasının dayanağını oluşturuyor. Valilik, belediye başkanının görevden uzaklaştırılmasında bu iki hükme dayanıldığını belirtmişti. Başkanvekilinin seçimi ile ceza soruşturması ayrı süreçlerdir. Soruşturmanın ve tutukluluğun akıbeti, başkanvekili seçiminden bağımsız olarak yargı makamlarınca belirlenecek.</p>
<h2>Süreç bundan sonra nasıl işleyecek?</h2>
<p>Meclis 20 Ekim'de toplanıp oylamaya geçecek. Seçilen başkanvekili, belediye başkanının yokluğunda görevi vekâleten yürütecek. Seçimin ardından meclis kararı ilgili makamlara bildirilecek. Yeniçağ'ın aktardığına göre daha önce, CHP ve YENİ Parti'nin katılmaması nedeniyle yeterli katılım sağlanamayan bir toplantıda seçim yapılamamış ve yeni tarih belirlenmişti. Katılımın sonucu belirleyebildiği önceki deneyim, bu seçim için de geçerli olabilir. Yine de kanunun aradığı çoğunluklar ve oylama sırası, toplantıda uygulanacak çerçeveyi çiziyor.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Kendi Şirketinden 4/a Sigortalılık: Yargıtay Kararı Ne Anlama Geliyor?</title><link>https://hukukihaberler.com/kendi-sirketinden-4a-sigortalilik-yargitay-karari</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/kendi-sirketinden-4a-sigortalilik-yargitay-karari</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 16:15:00 +0300</pubDate><category>Yargıtay</category><description>Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kendi şirketinde 27 yıl 4/a (SSK) kapsamında bildirilen bir kişinin yaşlılık aylığı talebini reddeden istinaf kararını oy çokluğuyla onadı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/kendi-sirketinden-4a-sigortalilik-yargitay-karari.jpg?v=3202bdfc" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/kendi-sirketinden-4a-sigortalilik-yargitay-karari.jpg?v=3202bdfc" alt=""></p><p class="lead">Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kendi şirketinde yaklaşık 27 yıl boyunca 4/a (SSK) kapsamında sigortalı gösterilen bir kişinin yaşlılık aylığı talebini reddeden istinaf kararını onadı. Karar 8 Eylül 2026 tarihli ve 2026/430 Esas, 2026/10355 Karar sayılı. 18 Ekim 2026'da kamuoyuna yansıyan karar, şirket ortaklarının sigortalılık statüsü tartışmasına yeniden dikkat çekti.</p><h2>Karar neyi içeriyor?</h2><p>Haberlere göre dava, kişinin 20 Ocak 2021'de SGK'ya yaşlılık aylığı için başvurmasıyla başladı. SGK, kişinin kendi işyerinden yapılan bildirimlerin geçerli olmadığını belirterek ilgili hizmet sürelerini iptal etti ve primleri 4/b kapsamındaki borçlarına aktardı. Aylık talebi de bu işlem nedeniyle sonuçsuz kaldı.</p><p>Davacı, uzun yıllar prim ödenmesine, kazanılmış hak ilkesine ve idarenin önceki uygulamalarına dayandı. Şirkette teknik görev yürüttüğünü ve fiilî çalışmasının 4/a kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini de ileri sürdü. İş mahkemesi davayı reddetti, istinaf başvurusu da sonuç vermedi. Yargıtay Hukuk Dairesi, alt mahkeme kararını oy çokluğuyla onadı.</p><p>Haberlerde aktarılan gerekçeye göre daire, uzun yıllar prim ödenmiş olmasının ya da SGK'nın bildirimleri kabul etmesinin kazanılmış hak yaratmayacağını belirtti. Yasal engel bulunan sigortalılık sürelerine itibar edilemeyeceği ve idarenin geriye dönük iptal işleminin mevzuata uygun olduğu da gerekçe arasında yer aldı. Karara ilişkin bilgiler, bir sosyal güvenlik uzmanının aktardığı özete dayanıyor. Yargıtay'dan ya da SGK'dan konuyla ilgili ayrı bir açıklama yapılmadı. Gerekçeli kararın tam metni de kamuoyuyla paylaşılmadı.</p><h2>Hukuki çerçeve: 5510 sayılı Kanun'un 4 ve 53. maddeleri</h2><p>5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası, sigortalıları üç ana grupta toplar. (a) bendi hizmet akdiyle çalışanları, (b) bendi kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanları kapsar. Şirket ortakları (b) bendinde yer alır. Metne göre anonim şirketlerin kurucu ortakları ve/veya yönetim kurulu üyesi olan ortakları, komandite ortaklar, diğer şirketlerde ise tüm ortaklar bu gruba girer. Limited şirket ortakları da 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sayılır.</p><p>Sigortalılık hallerinin birleşmesini düzenleyen 53. madde ise şu kuralı içerir: 4/b kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı 4/a kapsamında sigortalı bildirilemez. Aynı maddede, olması gereken statü dışında bir statüye prim ödenmişse bu primlerin geçerli sayılan sigortalılık için ödenmiş sayılacağı da öngörülür. Kararda anlatılan prim aktarımının dayanağı bu hükümdür.</p><h2>Uygulamada ne anlama geliyor?</h2><p>Karar, SGK'nın benzer dosyalarda izlediği yolu, yani hizmetin iptali ve primlerin Bağ-Kur borcuna mahsubu uygulamasını, yargı denetimi açısından destekliyor. Bu uygulama, 4/a kapsamında uzun süre prim ödenmiş olsa bile sürelerin yaşlılık aylığı hesabında farklı değerlendirilmesine yol açabiliyor. Prim gün sayısı, yaş şartı ve borç durumu yeniden hesaplanıyor.</p><p>Bir Hukuk Dairesi kararı, yasa gibi herkesi bağlayan bir metin değildir. Benzer bir dosyada mahkeme, bildirimin yapıldığı dönemi, şirketteki ortaklık biçimini, tescil tarihlerini ve çalışmanın fiilen nasıl yürütüldüğünü ayrı ayrı inceler. 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 öncesindeki durumlar için geçiş hükümleri ve ikincil mevzuat farklı sonuçlar doğurabilir. Haberlerde kararın hangi döneme ilişkin olduğu ayrıntılı biçimde yer almıyor.</p><h2>Benzer durumdaki kişiler ne yapabilir?</h2><p>Kendi şirketinden 4/a bildirimi yapılan ya da yapılmış olan kişiler için izlenebilecek adımlar şöyle sıralanabilir:</p><ul><li>SGK kayıtlarını (hizmet dökümü) ve şirketteki ortaklık, tescil tarihlerini belgeleriyle birlikte kontrol etmek,</li><li>SGK'dan bir iptal ya da borç tahakkuku bildirimi gelirse, işlemin dayanağını yazılı olarak istemek,</li><li>İşleme itiraz edilecekse iş mahkemelerinde dava açmak için süreleri kaçırmamak,</li><li>Gerekirse kayıtlarını bir uzman hukukçuyla birlikte değerlendirmek.</li></ul><p>Yargıtay onaması, ilgili dosya bakımından olağan kanun yolunun tamamlandığına işaret eder. Bundan sonra yalnızca Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru gibi olağanüstü yollar gündeme gelebilir. Başvurunun kabulü için temel hak ihlali iddiası gerekir ve kanunda öngörülen süreye uyulmalıdır.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işler?</h2><p>Gerekçeli karar yayımlandığında, dairenin 53. maddeyi hangi dönem ve olay bakımından yorumladığı daha açık görülecek. Oy çokluğuyla verilen karar, dairede farklı bir görüş bulunduğunu da gösteriyor. Aynı konuda başka dairelerin ya da Hukuk Genel Kurulu'nun vereceği kararlar içtihat birliğini belirleyecek. Şimdilik elde bulunan bilgiler, bu tek karar ve ona ilişkin haberlerle sınırlı.</p><p>Haber, kamuya yansıyan bilgilere dayanır. Kararın kapsamı ve etkisi, tam metin görüldükçe daha net değerlendirilebilir.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Fon Tasfiyesi Teklifi Genel Kurul&#x27;da: Ara Ödeme Kimleri Kapsıyor?</title><link>https://hukukihaberler.com/fon-tasfiyesi-kanun-teklifi-genel-kurul-ara-odeme</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/fon-tasfiyesi-kanun-teklifi-genel-kurul-ara-odeme</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 16:15:00 +0300</pubDate><category>Siyaset</category><description>TBMM Genel Kurulu, 20 Ekim Salı günü başlayacak haftada tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifini ele alacak.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/fon-tasfiyesi-kanun-teklifi-genel-kurul-ara-odeme.jpg?v=06f02505" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/fon-tasfiyesi-kanun-teklifi-genel-kurul-ara-odeme.jpg?v=06f02505" alt=""></p><p class="lead">TBMM Genel Kurulu'nda bu hafta, tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi görüşülecek. Teklif, net yatırım tutarı 1 milyon TL'nin altındaki yatırımcılara bu tutara kadar, 1 milyon TL ve üzerindekilere en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılmasına imkân tanıyor. Fonlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilenlere ise ödeme yapılmayacak.</p><h2>Genel Kurul'da ne görüşülecek?</h2><p>Teklif, TBMM Başkanlığına 9 Ekim 2026'da geldi ve 2/3939 esas numarasını taşıyor. Plan ve Bütçe Komisyonu teklifi görüşmeleri tamamlayarak kabul etti. Dokuz maddelik metin, SPK'nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve yasanın yayımlandığı tarihte tasfiyesi bitmemiş fonlar için özel bir tasfiye ve geri kazanım mekanizması kuruyor. Teklifin hükümleri, belirtilen fonlar dışındaki yatırım fonları için genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmuyor.</p><p>Genel Kurul, 20 Ekim Salı günü başlayacak haftada Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine de devam edecek. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise 21 Ekim Çarşamba günü Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'ne ilişkin sunuş yapacak.</p><h2>Ara ödeme nasıl hesaplanacak?</h2><p>Teklifin temel mantığı şöyle: Fon malvarlığı nakde çevrildiğinde tüm pay sahiplerine ödeme yapmaya yetmezse, SPK'nın belirleyeceği fonlarda ara ödeme yapılabilecek. Ara ödeme, endeksleme uygulanmadan hesaplanan net yatırım tutarını aşamayacak. Net yatırım tutarları hesaplanırken TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması esas alınacak.</p><p>Ara ödeme yapılırsa katılma payları hemen iade edilmeyecek, paylar nihai tasfiye sırasında iade edilecek. Komisyonda kabul edilen bir önergeye ilişkin aktarıma göre, mevcut nakit yetersizse ödemelere net yatırım tutarı en düşük olan yatırımcılardan başlanacak. Hak sahipleri, MKK ile tasfiyeden sorumlu kuruluşların kayıtlarının karşılaştırılmasıyla belirlenecek.</p><h2>Kimlere ödeme yapılmayacak?</h2><p>Teklifin en çok tartışılacak yönlerinden biri, ödeme dışında kalacaklara ilişkin hüküm. Piyasa bozucu eylem, bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığıyla bağlantısı tespit edilen kişi ve kuruluşlara fonların tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak. Bu hüküm, fonlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilenleri de kapsıyor.</p><p>Burada tespiti yapan merci SPK. Bu, bir ceza mahkemesi kararı anlamına gelmiyor. Ödeme yapılmaması idari bir tespite bağlı bir sonuç. Cezai sorumluluk ise ayrı ve bağımsız olarak, ilgili soruşturma ve yargılamada belirlenecek. Haklarında iddia bulunan kişiler bakımından masumiyet karinesi geçerli; hiçbir kişi yargılama sonuçlanmadan suçlu sayılamaz.</p><h2>Geri kazanım ve sorumluluk düzeni</h2><p>Geri kazanım hesabı, tahsil ve iade edilen tutarların TMSF nezdinde, TMSF'nin malvarlığından ayrı ve her fon bazında izleneceği özel hesap olarak düzenleniyor. SPK, tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her fon için zarar veya kayıp tutarını, sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişileri ve sorumlu oldukları tutarları belirleyip TMSF'ye bildirecek. Zarar veya kayıptan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu olacak.</p><p>Ceza soruşturmasıyla bağlantılı bir hüküm de var. Düzenleme kapsamındaki fonlarla ilgili soruşturmalarda Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri doğrultusunda elkoyma kararı verilebilecek. Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen bir değerin suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı veya fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenirse, bu değer Hazineye gelir kaydedilmeyecek. Değer ilgili fona, tasfiye tamamlanmışsa geri kazanım hesabına aktarılacak. Yani müsadere edilen varlıklar, kamu geliri olmak yerine yatırımcıların alacağını karşılamak için kullanılabilecek.</p><h2>Hukuki çerçeve ve süreç nasıl işleyecek?</h2><p>Düzenlemede hüküm bulunmayan hallerde Sermaye Piyasası Kanunu, CMK, Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın aykırı olmayan hükümleri uygulanacak. Uygulamanın usul ve esasları SPK tarafından, TMSF'nin görev alanına giren konularda TMSF'nin görüşü alınarak belirlenecek. Dolayısıyla ödeme takvimi, başvuru gerekip gerekmediği ve hesaplama ayrıntıları yasa çıktıktan sonra SPK düzenlemeleriyle netleşecek.</p><p>Komisyondan geçen teklifin yasalaşması için Genel Kurulda da kabul edilmesi gerekiyor. Genel Kurulda teklif maddeler halinde görüşülüp oylanır. Kabul edilen metin Cumhurbaşkanına gönderilir. Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı kanunu on beş gün içinde yayımlar ya da yeniden görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderir. Kanun Resmî Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girer.</p><p>Komisyon görüşmelerinde farklı değerlendirmeler de dile getirildi. Bir milletvekili, 1 milyon liranın altındaki yatırımcıların mağduriyetinin giderilmesinin önemli olduğunu, ancak teklifte küçük yatırımcıların bundan sonra nasıl korunacağına dair düzenleme bulunmadığını söyledi. Bir diğer milletvekili ise zararların telafi edilmesiyle milletin devlete ve piyasalara güveninin artacağını kaydetti.</p><h2>Yatırımcılar ne yapmalı?</h2><p>Teklif henüz yasalaşmadığı için bugün için yapılacak bir başvuru işlemi bulunmuyor. Etkilenen fonlarda yatırımı olanlar, SPK, MKK ve Yatırımcı Tazmin Merkezi gibi kurumların resmî duyurularını izlemeli, kendi hesap ve pay kayıtlarını saklamalı. Net yatırım tutarının nasıl hesaplandığına veya ödeme dışı bırakılmaya ilişkin işleme itiraz edilmek istenirse, hangi yolun açık olduğu uygulama düzenlemelerinden ve işlemin niteliğinden belli olacak.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Esenyurt&#x27;ta Site Operasyonu: 7 Gözaltı, 4 Tutuklama, Süreç Nasıl İşler?</title><link>https://hukukihaberler.com/esenyurt-site-uyusturucu-operasyonu-4-tutuklama</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/esenyurt-site-uyusturucu-operasyonu-4-tutuklama</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 14:39:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>İstanbul Esenyurt&#x27;ta bir sitede uyuşturucu satışı yapıldığının belirlenmesi üzerine 16 Ekim&#x27;de düzenlenen operasyonda 7 kişi gözaltına alındı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/esenyurt-site-uyusturucu-operasyonu-4-tutuklama.jpg?v=c2840caf" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/esenyurt-site-uyusturucu-operasyonu-4-tutuklama.jpg?v=c2840caf" alt=""></p><p class="lead">İstanbul'un Esenyurt ilçesinde İncirtepe Mahallesi'ndeki bir sitede uyuşturucu satışı yapıldığının belirlenmesi üzerine 16 Ekim'de operasyon düzenlendi. Gözaltına alınan 7 şüpheliden 4'ü tutuklandı, 3'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Adreste 28 bin 395 sentetik hap ele geçirildiği bildirildi.</p><h2>Operasyonda ne oldu?</h2><p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, İncirtepe Mahallesi'ndeki bir sitede uyuşturucu satışı yapıldığını tespit etmesi üzerine 16 Ekim'de adrese operasyon düzenledi. Operasyonda 7 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.</p><p>Emniyetteki işlemlerin ardından şüpheliler adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 4'ü mahkemece tutuklanırken, 3 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Haberlerde hangi şüpheliye hangi tedbirin uygulandığına ya da adli kontrol yükümlülüklerinin ne olduğuna dair bilgi yer almıyor.</p><h2>Ele geçirilenler</h2><p>Basına yansıyan bilgilere göre aramalarda 12 kilo 128 gram uyuşturucu madde, 1 kilo 944 gram sıvı halde sentetik ilaç, 13,63 gram bonzai ve 28 bin 395 sentetik hap bulundu. Ayrıca 2 cep telefonu, 2 hassas terazi, 5 kutu şeffaf kilitli poşet, 40 dolar ve 2 bin 275 lira ele geçirildi. DHA'ya dayandırılan bir haber metninde uyuşturucu madde miktarı "2 kilo 128 gram" olarak geçiyor. Diğer haberlerin çoğunda ise 12 kilo 128 gram yazıyor. Bu farkın yazım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı kesin değil; kesin miktar soruşturma dosyasındaki tutanaklarda ve laboratuvar raporlarında yer alacak.</p><p>Maddelerin cinsi ve ağırlığı, ilgili kurumların analiz raporlarıyla kesinleşecek. Paylaşımda ve haberlerde şüphelilerin kimliği, uyrukları ya da aralarındaki bağ hakkında bilgi verilmedi. Bu yazıda da kimlik bilgisi yer almıyor.</p><h2>Hangi suçlama gündemde?</h2><p>Gözaltına alınan 7 kişi, "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti" suçu kapsamında adli makamlara sevk edildi. Bu suç 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesinde düzenleniyor. Maddenin üçüncü fıkrası, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, depolayan, bulunduran kişiler için on yıldan az olmamak üzere hapis ve adli para cezası öngörüyor. Beşinci fıkra ise suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde cezanın artırılmasını düzenliyor.</p><p>Hangi fıkranın uygulanacağı, iddianamede somut delillere göre belirlenecek. Şu aşamada yalnızca soruşturma ve koruma tedbiri kararları var. Ortada bir iddianame, dava ya da mahkûmiyet bulunmuyor. Masumiyet karinesi tüm şüpheliler için geçerli.</p><h2>Tutuklama ve adli kontrol ne anlama geliyor?</h2><p>Tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunmasını gerektiriyor. Kaçma şüphesi ya da delilleri karartma ihtimali bu nedenler arasında sayılıyor. Tutuklama kararı verilirken tedbirin ölçülü olması da aranıyor.</p><p>Adli kontrol ise CMK 109 kapsamında tutuklama yerine uygulanabilen daha hafif bir tedbir. Şüpheli serbest kalıyor; ancak imza atma, yurt dışına çıkış yasağı gibi yükümlülüklere uyması gerekiyor. Yükümlülüklere uyulmaması halinde tutuklama gündeme gelebiliyor. Uyuşturucu ticareti suçu CMK 100'deki katalog suçlar arasında yer alıyor. Bu, tutuklama için kuvvetli şüphe sebebinin varsayılabileceği anlamına geliyor. Kararın yine de somut olgulara dayanması gerekiyor.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işleyecek?</h2><p>Soruşturma Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülüyor. Ele geçirilen maddeler uzman kurumlarca incelenecek, cep telefonlarındaki dijital veriler ve diğer deliller değerlendirilecek. Tutuklu şüpheliler hakkında soruşturma sürerken CMK 108 uyarınca belirli aralıklarla tutukluluğun devamı incelenecek. Yeterli şüphe oluşursa savcılık iddianame hazırlayacak. Mahkeme iddianameyi kabul ederse kovuşturma aşaması başlayacak.</p><p>Benzer bir TCK 188 süreci için sitede yayımlanan <a href="/unlu-sarkici-uyusturucu-iddianamesi-10-yil-hapis-istemi/">uyuşturucu ticareti iddianamesi haberine</a> de bakılabilir.</p><h2>Şüphelilerin hakları ve itiraz yolları</h2><p>Gözaltındaki ve tutuklu şüpheliler avukattan yararlanma, susma ve delillerin toplanmasını isteme haklarına sahip. Tutuklama kararına karşı, kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde bir üst sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebiliyor. Adli kontrol kararına da aynı yoldan itiraz mümkün. Şüpheliler tahliye talebinde de bulunabiliyor. Bu tür dosyalarda delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediği, aramanın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve madde miktarının ticari amaca işaret edip etmediği savunmada öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Uyuşturucu dosyalarında usul ve tedbir itirazlarıyla ilgili destek için <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza hukuku alanında çalışan bir avukattan</a> yardım alınabilir.</p><h2>Kaynakların durumu</h2><p>Haber, Sabah, 24 Saat Gazetesi, Haberler.com ve DHA'ya dayanan haber metinleri tarafından birbirine yakın içerikle aktarıldı. Doğrudan bir emniyet ya da savcılık basın açıklaması bağlantısına ulaşılamadı. Bilgiler basındaki aktarımlara dayanıyor. Resmî açıklama ya da yeni bir gelişme olursa yazı güncellenecek.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Şarkıcıya Uyuşturucu Ticareti İddianamesi: En Az 10 Yıl Hapis İstemi</title><link>https://hukukihaberler.com/unlu-sarkici-uyusturucu-iddianamesi-10-yil-hapis-istemi</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/unlu-sarkici-uyusturucu-iddianamesi-10-yil-hapis-istemi</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 12:50:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda tanınan isimlere yönelik uyuşturucu soruşturmasında bir şarkıcı hakkında iddianame hazırladı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/unlu-sarkici-uyusturucu-iddianamesi-10-yil-hapis-istemi.jpg?v=7afda910" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/unlu-sarkici-uyusturucu-iddianamesi-10-yil-hapis-istemi.jpg?v=7afda910" alt=""></p><p class="lead">Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının bir şarkıcı hakkında uyuşturucu ticareti suçundan en az 10 yıl hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame kabul edildi. Haberlere göre mahkeme daha sonra yetkisizlik kararı verdi ve dosya İstanbul'daki başka bir ağır ceza mahkemesine gitti. İddianame bir suçlama metnidir; kesinleşmiş bir hüküm yoktur ve sanık hakkında masumiyet karinesi geçerlidir.</p><h2>Ne oldu?</h2><p>Haber ajanslarına ve gazetelere yansıyan bilgilere göre, iddianamede "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası talep edildi. Resmî bir basın açıklaması bulunmuyor; bilgiler iddianameden aktarılan satırlara dayanıyor. İddianame, kamuoyunca tanınan kişilere yönelik yürütülen daha geniş bir soruşturmanın parçası. Bu soruşturmada temmuz ayında 24 kişi gözaltına alınmış, aralarında şarkıcının da bulunduğu 4 kişi tutuklanmıştı. Şarkıcının şu anki tutukluluk durumu incelenen haberlerde yer almıyor.</p><h2>İddianamede neler anlatılıyor?</h2><p>Aktarılanlara göre soruşturma, jandarmanın istihbari çalışmaları ve muhbir görüşmeleri sonucunda kamuoyunca tanınan bazı isimlerin uyuşturucu kullandığı ve birbirlerine ikram ettiği yönündeki bilgiler üzerine başladı. Sanığın adresinde yapılan aramada esrar öğütmede kullanılan iki öğütücü, hassas terazi ve içinde bitki kırıntıları olduğu değerlendirilen bir kavanoz ele geçirildi. İddianame, sanığın telefonundaki mesajlaşma uygulamasında iki kişiyle yaptığı sesli ve yazılı görüşmelerin ticaret amacıyla yapıldığı değerlendirmesine yer veriyor.</p><p>Dosyada ayrıca laboratuvar bulgusu var. Kan ve saç örneklerinde esrarın etken maddesinin metaboliti ile kokain tespit edildiği belirtiliyor. Örneklerin Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek alındığı bildirildi. Bu bulgunun tek başına ticaret iddiasını ispatlayıp ispatlamadığı mahkemenin takdirinde olacak.</p><h2>Savunma ne diyor?</h2><p>İddianamede yer verilen ifadesine göre sanık uyuşturucu kullanmadığını söyledi. Kavanozdaki maddenin annesinin gönderdiği kekik olduğunu, öğütme aparatlarının bir arkadaşının hediyesi olduğunu, terazinin ise diyet takibi için kullanıldığını belirtti. Savunma ile iddianamedeki tespitler arasındaki fark, duruşmada tanık, bilirkişi ve belge incelemesiyle tartışılacak.</p><h2>Hukuki çerçeve: TCK 188 ve 191</h2><p>Uyuşturucu ticareti, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesinde düzenlenir. Haberlerde iddianamenin hangi fıkraya dayandığı yazılmıyor. Ülke içinde ruhsatsız satma, satışa arz etme, başkasına verme, sevk, nakil, depolama, satın alma, kabul etme ve bulundurma fiilleri için on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülüyor. İstemin alt sınırı olan 10 yıl bu cezayla örtüşüyor. Ceza üst sınırı on yılı aştığı için görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi.</p><p>Kullanmak amacıyla uyuşturucu bulundurma ise ayrı bir suç tipi. TCK 191, kullanmak için madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da kullanan kişiye iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörüyor. Soruşturma aşamasında savcı bu suçta doğrudan dava açmıyor; beş yıllık erteleme ve denetimli serbestlik uygulanıyor. Ticaret ile kullanma ayrımı, ele geçen madde ve malzemenin niteliği, miktarı ve yazışmaların içeriği gibi delillere göre mahkemece yapılır. Mahkeme, iddianamedeki hukuki nitelendirmeyle bağlı değildir; fiili farklı değerlendirebilir. Bu nedenle "en az 10 yıl" ifadesi bir hüküm değil, savcılığın talebidir.</p><h2>Kabul kararı ve yetkisizlik: süreç nasıl işliyor?</h2><p>Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 175. maddesine göre iddianamenin kabulüyle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar; mahkeme duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır. Kabulle birlikte şüpheli, sanık sıfatını alır.</p><p>Bu dosyada ek bir usul adımı var. Haberlere göre Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianame kabul edildi; mahkeme, sanığın adresinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yetki alanı dışında kalması nedeniyle yetkisizlik kararı verdi ve dosya İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Yetkisizlik kararı, davanın esasına ilişkin bir değerlendirme içermez; yalnızca davaya hangi mahkemenin bakacağını belirler. Sıradaki adım, yetkili mahkemenin tensip incelemesi yapması, duruşma gününü belirlemesi ve sanığa iddianameyi tebliğ etmesi olacak.</p><h2>Sanığın hakları ve sonraki aşama</h2><p>Sanık, duruşmada avukat yardımından yararlanma, delillerin toplanmasını isteme, tanık dinletme ve iddianameye karşı savunma yapma haklarına sahip. Ceza yargılamasında savunma sürecini yakından izleyen vatandaşlar için <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza davalarında savunma hakları ve süreç</a> konusunda bir avukattan destek almak mümkün. Benzer suçlamalarda TCK 188 kapsamındaki yaptırımların nasıl uygulandığını görmek isteyenler, sitede yer alan <a href="/sisli-karavan-213-kilo-uyusturucu-2-tutuklama/">uyuşturucu ticareti soruşturmasına ilişkin haberi</a> da inceleyebilir.</p><p>Mahkeme duruşmada delilleri tartacak, sonunda beraat, mahkûmiyet ya da fiilin farklı nitelendirilmesi yönünde karar verebilir. İlk derece kararına karşı istinaf, ardından Yargıtay yolu açık olacak; hüküm ancak bu yollar tükendiğinde kesinleşir. Gözaltı, tutuklama, iddianame, kabul ve mahkûmiyet birbirinden farklı aşamalardır ve bugün dosya kovuşturmanın başlangıcında bulunuyor.</p>]]></content:encoded></item><item><title>İstanbul&#x27;da 3 FETÖ Firarisi Yakalandı: TCK 314 ve Süreç Nasıl İşler?</title><link>https://hukukihaberler.com/istanbul-feto-3-firari-yakalandi-tck-314-surec</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/istanbul-feto-3-firari-yakalandi-tck-314-surec</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 12:43:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>İstanbul Emniyeti, FETÖ&#x27;den aranan 3 firari şüpheliyi Bayrampaşa, Üsküdar, Başakşehir ve Ataşehir&#x27;de eş zamanlı operasyonla yakaladı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/istanbul-feto-3-firari-yakalandi-tck-314-surec.jpg?v=8efeab16" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/istanbul-feto-3-firari-yakalandi-tck-314-surec.jpg?v=8efeab16" alt=""></p><p class="lead">İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, FETÖ'den aranan 3 firari şüpheliyi 18 Ekim 2026'da yayımlanan haberlere göre Bayrampaşa, Üsküdar, Başakşehir ve Ataşehir'de düzenlediği eş zamanlı operasyonla yakaladı. Haberlerde şüphelilerin sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandığı bildirildi. Aşağıda operasyonun bilinen yönleri ve dosyanın hukuki çerçevesi var.</p><h2>Operasyonda neler yaşandı?</h2><p>Anadolu Ajansı'na dayandırılan ve çok sayıda haber sitesinde yer alan bilgilere göre operasyonu İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri yürüttü. Ekipler teknik ve fiziki takibin ardından dört ilçede aynı anda harekete geçti ve haklarında arama kaydı bulunan 3 kişiyi gözaltına aldı. Haberlerde, şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilip tutuklandığı yazıldı.</p><p>Aktarılan bilgilere göre şüphelilerden biri "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan aranıyordu. Yaklaşık 10 yıldır firari olduğu, ByLock kullanıcısı olduğu belirtilen bu kişinin, kapatılan Zaman gazetesi başta olmak üzere örgütle ilişkilendirilen basın-yayın organlarında editör, muhabir ve yayın yönetmeni olarak çalıştığı öne sürüldü. Aynı kişinin, örgüt mensuplarının saklanmak için kullandığı söylenen ve "gaybubet evi" denilen adreslerde kaldığı belirtildi.</p><p>İkinci şüpheli hakkında aynı suçtan kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu, yaklaşık 3 yıldır firari olduğu ve örgüt içinde sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiği ifade edildi. Üçüncü şüphelinin ise meslekten ihraç edilmiş bir polis memuru olduğu bildirildi. Bu haber metninde şüphelilerin kimlikleri yer almıyor.</p><h2>Bilgilerin dayanağı ve sınırları</h2><p>Operasyona ilişkin aktarımlar emniyet kaynaklı bilgilere dayanıyor. Cumhuriyet başsavcılığından ayrıca bir iddianame ya da ayrıntılı bir açıklama bildirilmedi. "Örgüt sorumlusu", "ByLock kullanıcısı" gibi nitelemeler soruşturma aşamasındaki tespitlerdir. Bunların delil olarak yeterli olup olmadığına yargılamayı yapacak mahkeme karar verir. Masumiyet karinesi kesin hüküm verilene kadar geçerlidir. Gözaltı, tutuklama, iddianame, mahkûmiyet ve kararın kesinleşmesi birbirinden ayrı aşamalardır.</p><h2>Hukuki çerçeve: TCK 314</h2><p>Haberlerde anılan "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin ikinci fıkrasında düzenleniyor. Maddenin ilk fıkrası, devlete karşı suçları işlemek amacıyla silahlı örgüt kuran veya yönetenler için 10 yıldan 15 yıla kadar hapis öngörüyor. İkinci fıkra, bu örgüte üye olanlar için 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası belirliyor. Madde, örgüt adına suç işleyen ama üye olmayan kişileri de ayrıca düzenliyor. Metin <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2004/10/20041012.htm">5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Resmî Gazete'de yayımlanan hâlinde</a> ve güncel mevzuat kayıtlarında yer alıyor.</p><p>Hukuk yazınında bu suç terör suçları arasında sayıldığı için 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun artırım hükmünün de uygulandığı, bunun sonucunda üyelikte fiilen verilen cezanın alt sınırının yükseldiği belirtiliyor. Somut dosyada hangi hükmün uygulanacağı mahkemenin takdirindedir.</p><p>Üyelikten mahkûmiyet için, kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve faaliyetlerinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermesi gerekir. Salt düşünsel yakınlık veya sempati üyelik için tek başına yeterli sayılmıyor. ByLock gibi dijital delillerin ağırlığı da her dosyada somut olarak tartışılıyor. Savunma, delillerin hukuka uygunluğunu ve yeterliliğini yargılama sırasında ileri sürebilir.</p><h2>Firari şüpheli nasıl yakalanır, süreç nasıl işler?</h2><p>Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 98. maddesine göre soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi yakalama emri düzenleyebilir. Kovuşturma evresinde kaçak sanık için bu emri hâkim veya mahkeme verebilir. Yakalama emriyle yakalanan kişi, en geç 24 saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılmak zorundadır. Bu süre içinde çıkarılamıyorsa en yakın sulh ceza hâkimi önüne götürülür.</p><p>Soruşturma evresindeki şüpheli, hâkim önünde tutuklama, adli kontrol veya serbest bırakma kararlarından biriyle karşılaşır. Tutuklama kararına karşı itiraz yolu açıktır ve şüpheli avukatından yararlanma hakkına sahiptir. Savunma, delillere erişim konusunda kısıtlama kararı olup olmadığını da dosyadan öğrenmelidir. Soruşturma tamamlandığında savcılık iddianame düzenler. Terör örgütü üyeliğinde görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Ceza yargılamasında şüpheli ve sanık haklarının nasıl işlediğini merak edenler için <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza yargılamasında savunma hakları</a> ayrı bir başlık olarak ele alınıyor.</p><p>Haberlerde üçünün de tutuklandığı yazıldı. Hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu belirtilen kişi açısından durum farklı işleyebilir. Kesinleşmiş cezası olan kişi yakalandığında işlem, tutuklama değil, cezanın infazı çerçevesinde yürütülür. Bu kişinin hangi sıfatla cezaevine gönderildiği haberlerde netleştirilmedi. Resmî bir açıklama yapılırsa bu nokta açıklığa kavuşacaktır.</p><h2>"Gaybubet evi" ve basın mensubu iddiası</h2><p>"Gaybubet" ifadesi, haberlerde örgüt üyelerinin kimliklerini gizleyerek yaşadığı öne sürülen evler için kullanılıyor. Hukuken önemli olan, bir adreste kalmanın tek başına değil, örgüt faaliyeti kapsamındaki somut eylemlerin ve delillerin değerlendirilmesidir. Bir kişinin gazetecilik yapmış olması da suçlamayı kendiliğinden belirlemez. Mahkeme, kişinin örgütle organik bağını ve eylemlerini kanıtlarla ele alır. Yargılama sonunda beraat, mahkûmiyet veya başka bir sonuç ortaya çıkabilir.</p><h2>Bundan sonra ne olacak?</h2><p>Tutuklu şüpheliler hakkında soruşturma Cumhuriyet başsavcılığınca sürdürülecek. Tutukluluğun devamı belirli aralıklarla hâkim tarafından incelenecek. İddianame hazırlanıp kabul edilirse duruşma süreci başlayacak. Kesinleşmiş cezası bulunan kişi bakımından infaz işlemleri ayrıca yürütülecek. Emniyetten ya da başsavcılıktan yeni bir açıklama gelirse bu haber güncellenecek.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Hamur Davasında 1 Yıl 6 Ay Hapis: Kötü Muamele Talebi Reddedildi</title><link>https://hukukihaberler.com/hamur-davasi-1-yil-6-ay-hapis-kotu</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/hamur-davasi-1-yil-6-ay-hapis-kotu</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 11:01:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Antalya&#x27;da Hamur adlı sokak köpeğine cinsel saldırı davasında mahkeme, sanığa 1 yıl 6 ay hapis cezası verdi.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/hamur-davasi-1-yil-6-ay-hapis-kotu.jpg?v=649c7674" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/hamur-davasi-1-yil-6-ay-hapis-kotu.jpg?v=649c7674" alt=""></p><p class="lead">Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde Hamur adlı köpeğe geçen haziran ayında cinsel saldırıda bulunduğu ileri sürülen sanığın duruşması 15 Ekim'de Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, sanığa 1 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Antalya Barosu Hayvan Hakları Kurulu ise kötü muamele suçundan da ceza istediklerini, bu talebin kabul edilmediğini söyledi.</p><h2>Duruşmada neler yaşandı?</h2><p>Haberlere göre dava, 5199 sayılı Kanun'un 28/A maddesi uyarınca hayvana cinsel saldırıda bulunma suçundan açılmıştı. Kamuoyunda yakından izlenen dosyada duruşma sabah saatlerinde görüldü ve aynı gün karar açıklandı. Mahkeme, hükümle birlikte sanığın cinsel saldırı suçundan cezalandırılmasına karar verdi.</p><p>Davayı izleyen avukatlardan Serap Kaya'nın aktardığına göre mahkeme, cezayı alt sınırdan uzaklaşarak belirledi ve herhangi bir indirim uygulamadı. Kaya ayrıca hapis cezasının paraya çevrilmediğini ve ertelenmediğini söyledi. Mahkemenin gerekçeli kararı henüz kamuoyuna yansımadı. Aşağıdaki aktarımlar, duruşma sonrası avukatların yaptığı açıklamalara dayanıyor. Bu haberde sanığın kimliği yazılmıyor.</p><h2>Avukatların kötü muamele talebi neydi?</h2><p>Antalya Barosu Hayvan Hakları Kurulu'ndan yapılan açıklamaya göre cezanın yeterli olmadığı belirtildi ve cinsel saldırıya ek olarak kötü muamele suçundan da ek savunma talep edildi. Haberlerde, mahkemenin bu talebi kabul etmediği aktarılıyor. Kurul temsilcisi, dosyada çok sayıda delil bulunduğunu belirterek üst sınır olan üç yıl hapis beklediklerini ifade etti. Katılan vekilleri sanığın üst sınırdan ceza alması için istinaf yoluna başvuracaklarını bildirdi.</p><p>Mahkemeden bu konuda ayrı bir resmî açıklama yapılmadı. Reddin gerekçesi, gerekçeli karar yazıldığında anlaşılacak.</p><h2>Hukuki çerçeve: 5199 sayılı Kanun'un 28/A maddesi</h2><p>Hayvanlara yönelik bazı fiiller 2021'deki değişiklikle kabahat olmaktan çıkarılıp suç haline getirildi. Mevzuat metnine göre hayvanlara cinsel saldırıda bulunan veya tecavüz eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. Kanun metni, hayvanlara cinsel saldırıda bulunmayı veya tecavüz etmeyi ayrıca yasaklanan fiiller arasında sayıyor. Aynı maddede kasten öldürme, işkence ve acımasız muamele ile hayvan dövüştürme de hapis cezası öngörülen suçlar arasında yer alıyor. Madde, suçların birden fazla hayvana karşı aynı anda işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılmasını da düzenliyor.</p><p>Bu aralık dikkate alındığında 1 yıl 6 ay, alt ve üst sınırın arasında bir değer. Avukatların "alt sınırdan uzaklaşıldı" demesi bu yüzden. Haberlerde adli para cezası verilip verilmediğine dair bir bilgi yer almıyor. Bu ayrıntı gerekçeli kararda netleşecek.</p><h2>Ek talebin reddi hukuken ne anlama gelir?</h2><p>Ceza yargılamasında mahkeme, kural olarak iddianamede anlatılan fiille bağlıdır. Kamu davası cinsel saldırı suçundan açıldığı için, kötü muamele suçunun hükme eklenmesi talebi usul açısından ayrı bir tartışma konusu olabilir. Genel olarak, sanık hakkında yeni bir suç ya da farklı bir hukuki nitelendirme gündeme gelirse, sanığın o konuda savunma yapabilmesi gerekir. Katılan vekillerinin talebi bu çerçevede "ek savunma" olarak anlatılıyor.</p><p>Mahkemenin neden kabul etmediği, gerekçeli kararda yazılacak. İstinaf aşamasında bölge adliye mahkemesi, bu talebin reddini ve verilen cezanın miktarını yeniden inceleyebilir.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işler?</h2><p>Karar kesinleşmedi. Taraflar, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 273. maddesinde düzenlenen süre içinde, hükmü veren mahkemeye verecekleri dilekçeyle istinaf yoluna başvurabilir. Başvuru süresinin ne zaman başladığı ve kaç gün olduğu konusunda güncel mevzuata ve gerekçeli kararın tebliğ tarihine bakılması gerekir. Süreler hak düşürücü niteliktedir. Katılan vekilleri başvuracaklarını açıkladı. Cumhuriyet savcısı ve sanık da kanun yoluna gidebilir.</p><p>İstinaf incelemesi Antalya'daki bölge adliye mahkemesinde yapılır. Bu mahkeme dosyayı hem hukuki hem maddi yönden inceleyebilir. Başvuru kabul edilirse hükmü onayabilir, kaldırabilir ya da düzelterek yeni bir hüküm kurabilir. Sanık hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığı için, yargılama sürdüğü sürece masumiyet karinesi geçerlidir. Hayvana yönelik suçlarda sürecin nasıl işlediğini ve kanun yolu başvurularını ayrıntılı öğrenmek isteyenler, <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza yargılamasında kanun yolu başvurularıyla ilgili hukuki destek</a> alabilir.</p><h2>Hayvana yönelik suçlarda şikâyet ve takip</h2><p>5199 sayılı Kanun'daki suçlar kamu davasına konu olur. Hayvan hakları örgütleri veya baro hayvan hakları kurulları, dosyada katılan sıfatıyla yer alabilir. Bu davada da kurul avukatları duruşmayı izledi ve istinaf kararını duruşma sonrası duyurdu. Vatandaşlar bir olayla karşılaştıklarında görüntü, veteriner raporu ve tanık bilgisi gibi delilleri korumalı, Cumhuriyet başsavcılığına başvurmalıdır.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Antalya&#x27;da 4-13 Yaş Çocuk Yarışması İptal Edildi, Suç Duyurusu Yapıldı</title><link>https://hukukihaberler.com/antalya-cocuk-guzellik-yarismasi-iptal-suc-duyurusu</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/antalya-cocuk-guzellik-yarismasi-iptal-suc-duyurusu</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 11:01:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Antalya&#x27;da 4-13 yaş çocukların katılacağı belirtilen güzellik yarışması hakkında suç duyurusunda bulundu ve inceleme başlattı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/antalya-cocuk-guzellik-yarismasi-iptal-suc-duyurusu.jpg?v=5c74d36a" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/antalya-cocuk-guzellik-yarismasi-iptal-suc-duyurusu.jpg?v=5c74d36a" alt=""></p><p class="lead">Antalya'da 23-28 Ekim tarihlerinde yapılması planlanan 'Little Miss and Little Mister United World' adlı çocuk güzellik yarışması iptal edildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, organizasyon hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve ilgili birimlerce inceleme başlatıldığını açıkladı. Bildirimin ardından dosya savcılığa taşınmış oldu; bundan sonrasını soruşturma süreci belirleyecek.</p><h2>Resmî açıklamalarda neler yer aldı?</h2><p>Bakanlık ve Valilik açıklamaları, bazı basın yayın organları ile dijital mecralarda yer alan haberlerin ardından yapıldı. Haberlere göre yarışma, Antalya'da 4-13 yaş grubundaki çocukların katılımıyla düzenlenecekti. Bakanlığın metninde, çocukların fiziksel görünümleri üzerinden yarıştırılmasının ve yetişkin güzellik ölçütleriyle değerlendirilmesinin 'kabul edilemez' olduğu belirtildi. Bakanlık ayrıca bu tür organizasyonların çocuk hakları ve çocuğun üstün yararı ilkesiyle bağdaşmadığını savundu.</p><p>Antalya Valiliği ise suç duyurusu yapıldığını, incelemelerin başladığını ve organizasyonun iptal edildiğini bildirdi; idari ve hukuki sürecin titizlikle yürütüleceğini de ekledi. Haberlerin yayımlandığı saatlere bakıldığında, iptal bilgisinin 17 Ekim öğleden sonra kamuoyuna ulaştığı görülüyor.</p><h2>'Soruşturma' ifadesi neyi anlatıyor?</h2><p>Konuyu ilk gündeme getiren Sabah gazetesinin paylaşımında 'soruşturma başlatıldığı' ifadesi geçiyor. Bakanlığın kendi açıklamasında ise iki ayrı işlem öne çıkıyor: suç duyurusu ve bakanlık birimlerince yürütülen inceleme. Ceza muhakemesi anlamındaki soruşturma, savcılığın dosyayı alıp işlem yapmasıyla başlar. Bu aşamada savcılığın dosyayla ilgili bir kararı kamuoyuna yansımış değil.</p><p>Sabah yazarı, kaleme aldığı yazıda organizasyonun yapılacağı belirtilen otelin tanıtım görsellerine de değindi. Bu değerlendirme bir gazete yazarının görüşü olarak yer aldı. Resmî makamların açıklamalarında böyle bir tespit bulunmuyor. Aynı yazıda 2007'de Kemer'deki benzer bir yarışma için soruşturma açıldığı, ancak sonuç çıkmadığı anlatılıyor. Bu geçmiş olay bugünkü organizasyonun hukuki durumu hakkında bir sonuç doğurmuyor.</p><h2>Hukuki çerçeve: Hangi hükümler gündeme gelebilir?</h2><p>Bakanlık, suç duyurusunun hangi suç tipine dayandığını açıklamadı. Bu nedenle somut bir suçlamadan söz etmek mümkün değil. Genel çerçeveyi tarif etmek gerekirse, çocuklarla ilgili içeriklerde en sık tartışılan hüküm Türk Ceza Kanunu'nun müstehcenlik başlıklı 226. maddesidir. TCK'nın 6. maddesine göre çocuk, henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişidir. 226. maddenin üçüncü fıkrası, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi için beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörüyor. Bu fıkra, temsili çocuk görüntülerini ve çocuk gibi görünen kişileri de kapsıyor.</p><p>Bu maddenin uygulanabilmesi için ortada hukuken 'müstehcen' sayılabilecek bir içerik ya da ürün bulunması gerekir. Bir yarışmanın düzenlenmek üzere ilan edilmesi, tek başına bu nitelendirmeyi yapmaya yetmez. Organizasyon hiç yapılmadığı için, savcılığın önce fiilen bir içerik üretilip üretilmediğini, ilanların ve tanıtım materyallerinin neyi gösterdiğini, katılımcı kaydı alınıp alınmadığını araştırması beklenir. Dosyanın başka bir suç tipi ya da yalnızca idari yaptırım yönünden ele alınması da mümkündür. Bu değerlendirme savcının ve gerekirse mahkemenin yetkisindedir.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işler?</h2><p>Kamu görevlileri ve kurumlar, görevleri sırasında bir suç şüphesi öğrenirlerse bunu yetkili makama bildirmekle yükümlüdür. Suç duyurusu Cumhuriyet başsavcılığına ulaştığında savcı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ihbar ve şikâyete ilişkin 158. maddesi ile maddi gerçeği araştırma görevini düzenleyen 160. maddesi çerçevesinde işlem yapar. Savcı delil toplar, gerekli görürse organizatörlerin ve ilgili kişilerin ifadesine başvurur. Sonunda ya iddianame düzenler ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu iki sonuç arasında bir tercih yapıldığına dair henüz bir bilgi yok.</p><p>Valiliğin 'idari süreç' vurgusu, organizasyonla ilgili izin, ruhsat, otel ve tanıtım boyutlarının da kurumlarca ayrıca incelenebileceğini gösteriyor. Hangi işlemlerin yapılacağı resmî olarak duyurulmadı.</p><h2>Şüphelilerin ve ailelerin hakları</h2><p>Organizatörler ya da başka kişiler hakkında bugüne kadar açıklanmış bir gözaltı, tutuklama ya da dava yok. Masumiyet karinesi kapsamında kimse hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmuyor. İfadeye çağrılacak kişiler müdafi yardımından yararlanma ve susma hakkına sahip olur. Savcılık işlemleri hakkında ceza soruşturmalarının gizliliği kuralı geçerlidir. Çocukların kimlikleri ve görüntüleri de hukuken korunur; bu nedenle katılımcılara ilişkin bilgilerin paylaşılması sorun doğurabilir.</p><p>Yarışmaya kayıt yaptıran ya da ödeme yapan aileler olabilir. Bu durumda önce organizatörle yazılı yazışma yapıp ödeme dekontlarını ve sözleşme ya da kayıt formlarını saklamak, iade talebini kayıt altına almak yararlı olur. Anlaşmazlık sürerse tüketici mevzuatındaki başvuru yolları ve gerektiğinde <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza hukuku alanında bir avukatın desteği</a> gündeme gelebilir. Dosyanın seyrini Cumhuriyet başsavcılığının ve ilgili kurumların yapacağı yeni açıklamalar belirleyecek.</p>]]></content:encoded></item><item><title>T24 Resmî İlanların Kesildiğini Açıkladı: Hukuki Dayanak ve Yollar</title><link>https://hukukihaberler.com/t24-bik-ilan-kesildi-195-sayili-kanun-49</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/t24-bik-ilan-kesildi-195-sayili-kanun-49</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 11:01:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>T24 yönetimi, erişim engelinin hemen ardından Basın İlan Kurumu&#x27;ndan gelen resmî ilanların kesildiğini açıkladı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/t24-bik-ilan-kesildi-195-sayili-kanun-49.jpg?v=8e0eff60" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/t24-bik-ilan-kesildi-195-sayili-kanun-49.jpg?v=8e0eff60" alt=""></p><p class="lead">T24'ün Genel Koordinatörü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği Bağımsız Gazetecilik Konferansı'nda, sitenin erişime engellenmesinin hemen ardından Basın İlan Kurumu'ndan (BİK) gelen resmî ilanların kesildiğini söyledi. Aynı günlerde, ev hapsi tedbiri altındayken yeniden gözaltına alınan bir gazetecinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi. Bu yazı, ilan kesme yaptırımının hukuki çerçevesini ve olası sonraki adımları anlatıyor.</p><h2>Ne açıklandı?</h2><p>Konuşmayı birden fazla haber kaynağı aktardı. T24 yönetiminden yapılan açıklamaya göre ilanlar, erişim engelinin hemen sonrasında kesildi. Aynı konuşmada, gazetecilik faaliyetinin baskı altında olduğu ve okurla gazeteci arasındaki bağın zayıflatılmaya çalışıldığı da dile getirildi. BİK'in konuya ilişkin yazılı bir açıklamasına ya da kararın gerekçesini, süresini ve hukuki dayanağını gösteren bir belgeye ulaşılamadı. Bu nedenle bilgi, şimdilik T24 yönetiminin beyanına dayanıyor.</p><h2>Erişim engelinin arka planı</h2><p>İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, 30 Eylül tarihli kararıyla T24'ün internet sitesine ve sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine hükmetti. Haberlere göre karar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü "Ailem Güvende" soruşturması çerçevesinde, son bir yılda yayımlanan ve "LGBT propagandası niteliği taşıyan" olarak nitelenen 118 içeriğe dayanıyor. Erişim engeline yapılan itirazın reddedildiği, T24'ün de konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdığı bildirildi. Başvuruda, 4 milyonu aşkın içeriğe erişimin engellenmesinin ifade ve basın özgürlüğü, çalışma hürriyeti, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ileri sürülüyor. Başvurunun sonucu henüz belli değil.</p><h2>İlan kesme yaptırımının hukuki çerçevesi</h2><p>Resmî ilanların dağıtımı 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun'a göre yapılıyor. Kanun'un "Müeyyide" başlıklı 49. maddesi, mevzuatta yer alan vasıf, ödev ve yükümlülüklere uymayan gazete, dergi ve internet haber sitelerine ilan ve reklam kesme yaptırımı öngörüyor. Mevzuat.gov.tr'deki metne göre madde, 24 Haziran 2026 tarihli 7587 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle yeniden düzenlendi.</p><p>Yeni metnin ana hatları şöyle: Kurum Yönetim Kurulu, ihlalin niteliğini, ağırlığını ve süresini dikkate alarak bir günden on güne kadar ilan ve/veya reklam kesme yaptırımı uygulayabiliyor. Yaptırım süresince ilgili yayın organı, kanunun sağladığı diğer menfaatlerden de aynı süre yararlanamıyor. Karar, kesinleşmesinden sonra Kurum Genel Müdürlüğü tarafından uygulanıyor. Resmî ilan hakkı henüz kazanılmamış yayınlar için ise yaptırım, hak kazanıldıktan sonra devreye giriyor.</p><p>Bu düzenlemenin arkasında Anayasa Mahkemesi'nin bir kararı var. Mahkeme, 17 Haziran 2025 tarihli ve 2023/168 E., 2025/132 K. sayılı kararıyla 49. maddenin eski halindeki iki aya kadar ilan kesmeye imkân veren bendini iptal etti. Karar 13 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. İptal gerekçesinde, hangi fiillerin bu yaptırımı gerektireceğinin ve cezanın çerçevesinin kanunda yeterince açık belirlenmediği vurgulandı. Yeni madde bu boşluğu kapatmak için çıkarıldı.</p><h2>T24 örneğinde belirsiz kalan noktalar</h2><p>T24'ün ilanlarının hangi hükme dayanarak, ne kadar süreyle ve hangi karar organı tarafından kesildiği açıklanmadı. 49. maddedeki yaptırım, kanunda sayılan vasıf ve ödevlerin ihlaline bağlanıyor ve en fazla on günle sınırlı. T24 yönetiminin anlattığı durumda ise ilan kesintisi, erişim engeliyle aynı döneme denk geliyor. Kesintinin madde kapsamında bir müeyyide mi yoksa başka bir idari işlem mi olduğu, belge görülmeden söylenemez. Dolayısıyla bu noktada bir hukuka uygunluk değerlendirmesi yapmak için erken.</p><h2>İlgili yayın organı ne yapabilir?</h2><p>İlan kesme kararı yazılı olarak tebliğ edildiyse, ilk adım karar belgesinin gerekçesini ve dayanağını incelemek. Kanun metninde müeyyide kararlarına karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine atıf bulunuyor. Başvuru yolunun ayrıntıları ve süreleri için kararın tebliğ edildiği tarihteki metne bakılması gerekiyor. Bir yaptırım kararı yoksa ve ilanlar başka bir gerekçeyle verilmiyorsa, kurumdan yazılı bilgi talep etmek de mümkün. Erişim engeli tarafında ise bireysel başvuru Anayasa Mahkemesi'nde derdest.</p><h2>Gazeteci gözaltısında süreç</h2><p>BirGün'ün 18 Ekim tarihli haberinde, ev hapsi altındayken 16 Ekim sabahı gözaltına alınan bir gazetecinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtiliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre soruşturma, iki müştekinin kaynağı belirsiz paraların aklandığı iddiasıyla yaptığı şikâyetle başladı. Başsavcılık, gazeteciyle birlikte toplam altı kişi hakkında gözaltı talimatı verildiğini, müştekilerin bilgi ve belgeleri gazeteciye ilettiğini ve ardından tehdit edildiklerini söylediklerini duyurdu. Bir haber sitesi, işlemde TCK'nın 282. maddesindeki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun dayanak gösterildiğini aktardı. Hangi suçlamanın resmen yöneltildiği ise ayrıca teyit edilmedi.</p><p>Gözaltı, tutuklama ve mahkûmiyet birbirinden ayrı kavramlar. Emniyet işlemleri tamamlandığında şüpheli savcılığa götürülür. Tutuklama istemi olursa şüphelinin sulh ceza hakimliğine sevk edilmesi gerekir ve tutuklamaya yalnızca hâkim karar verir. Gazetecinin daha önce başka bir soruşturmada ev hapsi tedbiriyle karşılaştığı bildirildi. Bu dosyanın ayrı olduğu, ilgili haberlerde belirtiliyor. Konuyla ilgili savcılık bilgi notunun hukuki yönünü anlatan <a href="/agirel-dosyasinda-paylasilan-bilgi-notu-savci-ifade-almadan-tutuklama-talebine-karar-verebilir-mi/">önceki yazımızı</a> da okuyabilirsiniz. Haber yazılırken 18 Ekim sabahı itibarıyla adliyeye sevk veya tedbir kararına ilişkin teyitli bilgi yoktu. Masumiyet karinesi gereği, yargılama sonuçlanana kadar kimse hakkında suç sabit sayılamaz.</p><h2>Bundan sonra neler izlenecek?</h2><p>BİK'in ya da ilgili idarenin T24 ilanlarına ilişkin açıklama yapıp yapmayacağı, kararın bir müeyyide olup olmadığı ve süresi belirleyici olacak. Anayasa Mahkemesi'nin erişim engeline ilişkin bireysel başvuruyu nasıl ele alacağı da sürecin bir parçası. Gözaltındaki gazeteci bakımından ise savcılık işlemleri ve olası sevk kararı bekleniyor.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Yargıtay: Kullanılmayan Yıllık İzin Ücretinde Zamanaşımı 5 Yıl</title><link>https://hukukihaberler.com/yargitay-yillik-izin-ucreti-zamanasimi-5-yil</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/yargitay-yillik-izin-ucreti-zamanasimi-5-yil</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 11:01:00 +0300</pubDate><category>Yargıtay</category><description>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kullanılmayan yıllık izin ücretinde zamanaşımının 10 değil 5 yıl olduğuna ve fesih tarihinden başladığına hükmetti.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/yargitay-yillik-izin-ucreti-zamanasimi-5-yil.jpg?v=da595bc2" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/yargitay-yillik-izin-ucreti-zamanasimi-5-yil.jpg?v=da595bc2" alt=""></p><p class="lead">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işten ayrılırken kullanılmadığı için ücrete dönüşen yıllık izin alacağında zamanaşımı süresinin işten çıkış tarihinden itibaren 5 yıl olduğuna hükmetti. Karar, 2012-2017 arasındaki dönemde uygulanan 10 yıllık sürenin artık esas alınmayacağı anlamına geliyor. Yargıtay'ın kendi sitesinde karar metni bu haber hazırlanırken doğrulanamadı; bilgiler çok sayıda haber kaynağının aktarımına dayanıyor.</p><h2>Yargıtay ne karar verdi?</h2><p>Haberlere göre karara konu dosyada daire, yıllık ücretli izin alacaklarında zamanaşımı süresinin 10 yıl değil 5 yıl olduğunu belirterek bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozdu. Kaynaklara göre 2020'de 22. Hukuk Dairesi ile 9. Hukuk Dairesi birleştirildi; birleşmenin ardından konuyu yeniden değerlendiren daire, bu içtihatla süreyi 5 yıl olarak belirledi.</p><p>Kararda geçen şu ifade, sürenin başlangıcını da netleştiriyor: "Yıllık ücretli izin alacağında zamanaşımı süresi beş yıl olup bu süre fesih tarihinden itibaren başlar."</p><h2>Dosyada neler yaşandı?</h2><p>Haberlerde aktarılan olay şöyle: bir inşaat şirketinde 11 yıl çalışan işçi, emeklilik nedeniyle işten ayrıldı ve kullanmadığı izinlerin ücretini alamadı. İşçinin ölümünün ardından yakınları iş mahkemesinde alacak davası açtı. Davacı taraf kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretlerini talep etti; şirket ise zamanaşımı def'inde bulundu.</p><p>İş mahkemesi işçinin 110 günlük yıllık izin hakkı bulunduğunu belirledi ve işveren izinlerin kullandırıldığını ya da ücretinin ödendiğini kanıtlayamadığı için bu talebi kabul etti. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti; davalının temyizi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne geldi. Sözleşme 4 Aralık 2013'te sona ermiş, dava ise 24 Ekim 2019'da açılmıştı. Daire, 5 yıllık süre dolduktan sonra dava açıldığı için yıllık izin alacağının reddi gerektiğine karar verdi.</p><h2>Hukuki çerçeve: İş Kanunu madde 59 ve Ek Madde 3</h2><p>Dayanak 4857 sayılı İş Kanunu. 59. madde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödenmesini öngörüyor ve zamanaşımının da bu tarihten başlayacağını belirtiyor. Yani izin hakkı, iş ilişkisi sürerken ücrete dönüşmüyor; fesihle birlikte alacağa dönüşüyor.</p><p>Süreyi 5 yıl olarak düzenleyen hüküm ise 2017 tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile eklenen Ek Madde 3. Resmî Gazete'de yayımlanan metne göre iş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla yıllık izin ücretinin ve kıdem, ihbar, kötüniyet ile eşit davranma tazminatlarının zamanaşımı süresi beş yıldır.</p><p>Geçiş hükümleri de önemli. Kanun, yürürlüğünden önce işlemeye başlamış sürelerin eski hükümlere tabi olmaya devam edeceğini, ancak sürenin henüz dolmamış kısmı 5 yıldan uzunsa 5 yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımının tamamlanacağını düzenliyor. Yargıtay'ın bu kararı, 2012-2017 arasında 10 yıllık sürenin uygulandığı görüşünü değiştirerek o dönemi de 5 yıllık süreye bağlıyor.</p><h2>Uygulamada ne değişiyor?</h2><p>İşten ayrıldıktan sonra izin ücretini alamayan çalışan için pratik sonuç, sürenin işlediği gün olarak fesih tarihinin esas alınması. Haberlerde vurgulandığı üzere sözleşmenin sona ermesinden itibaren 5 yıl içinde talep edilmeyen izin ücretleri, işveren zamanaşımı itirazında bulunursa dava yoluyla tahsil edilemeyebilir. Burada "edilemeyebilir" ifadesi önemli: zamanaşımı itirazı işverenin başvurabileceği bir savunma ve her dosya kendi koşullarında değerlendiriliyor.</p><p>İspat yükü ayrı bir konu. Yargıtay'ın eski tarihli bir kararında ispat yükü işverende olduğundan işveren işçiye yemin teklif edebiliyor. İşverenlerin izin kayıt belgelerini ve ödeme dekontlarını saklaması, çalışanların ise fesih tarihini gösteren belgeleri (çıkış bildirgesi, ihtarname, ihbar yazısı) muhafaza etmesi bu nedenle işe yarıyor.</p><p>Arabuluculuk da süre hesabını etkiliyor. 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacakları ile tazminatlar için arabulucuya başvurulması dava şartı sayılıyor. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı duruyor. Süresi dolmak üzere olan alacaklarda başvuru tarihinin belgelenmesi bu yüzden önem taşıyor. Boşanma, kira ya da başka alanlarda olduğu gibi iş alacaklarında da hak kaybı çoğu zaman süre hesabındaki hatadan doğuyor; kendi dosyasındaki süreyi hesaplatmak isteyenler bir <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-is-hukuku-avukati.html">iş hukuku avukatından destek</a> alabilir.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işler?</h2><p>Bozma kararı, davanın bu hâliyle sonuçlanmadığı anlamına geliyor. Yargıtay'ın bozma kararının ardından dosya genel usule göre yeniden ilgili mahkemeye gidiyor ve mahkeme, bozma ilamına uyup uymayacağına karar veriyor. Kararın tarihi ile esas ve karar numarası incelenen haber metinlerinde yer almıyor, bu yüzden yazıda belirtilmedi.</p><p>Bu karar bir hukuk dairesinin tekil bir dosyada verdiği hüküm; yerel mahkemeleri doğrudan bağlayan bir içtihadı birleştirme kararı değil. Yine de daire, yeni bakışını içtihat değişikliği olarak ifade ettiği için aynı dairenin benzer dosyalarında aynı yönde karar vermesi beklenebilir. Her dosyada fesih tarihi, işverenin zamanaşımı itirazı ve iş sözleşmesinin ne zaman sona erdiği ayrı ayrı incelenecek. Olayda taraflar hakkında verilen hüküm henüz yargılama sürecinin parçası olup, kimsenin bir suçla ilgisi bulunmuyor; uyuşmazlık tamamen özel hukuk alacağına ilişkin.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Gülnar&#x27;da 2 İşletmeye Fuhuş Operasyonu: 6 Tutuklama, Ruhsat İşlemi</title><link>https://hukukihaberler.com/gulnar-fuhus-sorusturmasi-6-tutuklama-ruhsat-iptali</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/gulnar-fuhus-sorusturmasi-6-tutuklama-ruhsat-iptali</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 00:21:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Mersin&#x27;in Gülnar ilçesinde gazino ve restoran olarak çalışan 2 işletmeye yönelik fuhuş soruşturmasında gözaltına alınan 6 şüpheli tutuklandı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/gulnar-fuhus-sorusturmasi-6-tutuklama-ruhsat-iptali.jpg?v=02d68386" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/gulnar-fuhus-sorusturmasi-6-tutuklama-ruhsat-iptali.jpg?v=02d68386" alt=""></p><p class="lead">Mersin'in Gülnar ilçesinde gazino ve restoran olarak faaliyet gösteren iki işletmeye yönelik fuhuş soruşturmasında 6 şüpheli tutuklandı. Operasyonun ardından Gülnar Kaymakamlığının onayıyla iki iş yerinin ruhsatlarının iptaline yönelik yasal işlemler başlatıldı. Gelişme, A Haber'in 18 Ekim 2026'da paylaştığı haberle ve çok sayıda haber kaynağında duyuruldu. Şüpheliler hakkında henüz dava açılmadı ve mahkûmiyet kararı yok.</p>
<h2>Gülnar'da ne oldu?</h2>
<p>Haberlere göre operasyon, Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde yürütüldü. Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Ahlak Büro Amirliği ekipleri çalışmayı gerçekleştirdi. Operasyonda 6 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında mağdur sıfatıyla 10 kişinin, bilgi sahibi sıfatıyla 5 kişinin ifadesi alındı.</p>
<p>Emniyetteki işlemler tamamlanınca şüpheliler adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin tamamı, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Şüphelilerin kimlikleri, işletmelerin adları ve tutuklanan kişilerin görevleri haberlerde yer almadı. Bu haberde de kimlik bilgisi bulunmuyor. Dosyaya ilişkin ayrıntılı bir basın açıklaması ya da iddianame de kamuoyuna yansımadı.</p>
<h2>Soruşturmanın dayanağı: TCK 227</h2>
<p>Haberlerde işlemin Türk Ceza Kanunu'nun 227. maddesi kapsamında yapıldığı belirtiliyor. Madde, fuhuş başlığı altında kişinin kendisini değil, fuhşa teşvik, aracılık ve yer temini gibi fiilleri suç sayıyor. Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, yolunu kolaylaştıran, aracılık eden veya yer temin eden kişi için iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası öngörülüyor. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanarak geçimin kısmen ya da tamamen sağlanması da teşvik sayılıyor.</p>
<p>Haberlerde dosyada hangi fıkranın uygulandığı belirtilmiyor. Bu nedenle olası ceza aralığı, ancak iddianame hazırlanırsa ve hangi fiilin sabit görüldüğü mahkemece belirlenirse netleşebilir. Maddenin diğer fıkraları da var: suçların örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılıyor. Bu suçlar nedeniyle tüzel kişiler hakkında da onlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilebiliyor. Bu fıkraların Gülnar dosyasında gündemde olup olmadığı açıklanmadı.</p>
<p>Maddenin koruma yönü de var: fuhşa sürüklenen kişi tedaviye veya psikolojik terapiye tabi tutulabiliyor. Mağdur sıfatıyla ifadesi alınan kişiler bakımından bu hükmün önem taşıdığı söylenebilir.</p>
<h2>Tutuklama ne anlama geliyor?</h2>
<p>Tutuklama bir ceza değil, yargılama sürerken uygulanan bir koruma tedbiridir. Hâkim, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunduğunu değerlendirdiğinde bu yola gider. Karar, suçun sabit olduğu anlamına gelmez. Gözaltı, tutuklama, iddianame, mahkûmiyet ve kararın kesinleşmesi birbirinden ayrı aşamalardır ve masumiyet karinesi kesinleşmeye kadar geçerlidir.</p>
<p>Tutuklanan şüpheliler, müdafi yardımından yararlanabilir ve karara kanunda öngörülen süre içinde itiraz edebilir. Tutukluluğun devamı, soruşturma ve kovuşturma boyunca belirli aralıklarla yeniden incelenir. Şüpheliler tahliye talebinde de bulunabilir. Ceza soruşturmasında hak kaybı yaşamamak isteyenlerin, ifade aşamasından itibaren bir <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza hukuku avukatından destek alması</a> yararlı olur.</p>
<h2>Ruhsat iptali nasıl işler?</h2>
<p>Ruhsat süreci ceza soruşturmasından ayrı, idari bir işlemdir. İş yeri ruhsatları, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'e tabidir. Yönetmelik, sıhhî ve gayrisıhhî işyerleri ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin ruhsatlandırılmasını ve denetlenmesini kapsıyor. Denetimde saptanan aykırılıklar verilen sürede giderilmezse ruhsat iptal edilerek işyeri kapatılıyor. Yönetmelikte ayrıca 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun 8. maddesindeki fiiller nedeniyle faaliyetten men edilen işyerlerine ilişkin bir işletme izni iptali hükmü de yer alıyor.</p>
<p>Gülnar'daki işlemin hangi yönetmelik maddesine ya da kanuna dayandığı haberlerde belirtilmiyor. Bilinen, işlemlerin Gülnar Kaymakamlığının oluru doğrultusunda başlatıldığı ve iptalin henüz tamamlanıp tamamlanmadığının açıklanmadığıdır. Haberlerde "işlem başlatıldı" ifadesi kullanılıyor. Yani nihai bir iptal kararı duyurulmadı.</p>
<h2>İş yeri sahipleri ve çalışanlar ne yapabilir?</h2>
<p>Ruhsat iptali ya da kapatma işlemi yazılı olarak tebliğ edilir. İşlemden etkilenen iş yeri sahibi, tebliğ tarihinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Dava dilekçesiyle birlikte yürütmenin durdurulması da istenebilir. İdari yargı, işlemin hukuka uygunluğunu denetler. Ceza yargılamasının sonucu ise ayrı bir süreçte belirlenir. Ruhsatla ilgili belge ve denetim tutanaklarının saklanması, bu aşamada dosyaya sunulacak delil açısından önem taşır.</p>
<p>Kesin bir yönlendirme için dosyanın somut durumu, yani hangi hükme dayanıldığı ve hangi fiillerin tespit edildiği bilinmelidir. Bu bilgiler henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.</p>
<h2>Süreç bundan sonra nasıl ilerleyecek?</h2>
<p>Savcılık, toplanan delilleri değerlendirerek yeterli şüphe bulursa iddianame düzenler. Mahkeme iddianameyi kabul ederse kovuşturma başlar. Bu sırada şüpheliler, sanık sıfatıyla savunma yapar ve tanıklar dinlenir. Mağdur sıfatıyla ifadesi alınanlar da yargılamada dinlenebilir. Yeterli şüphe oluşmazsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Mahkeme sonunda beraat, ceza ya da başka bir karar çıkabilir. Hüküm, kanun yolları tükenene kadar kesinleşmiş sayılmaz.</p>
<p>Aynı anda idari süreç de yürüyecek. Gülnar Kaymakamlığı ve ruhsat vermeye yetkili idare, iptal işlemini tamamlayacak. Haberler, adli ve idari süreçlerin birlikte yürütüldüğünü aktarıyor. Soruşturmayı yürüten makamlardan yeni bir açıklama gelirse, tutuklanan şüpheli sayısı, işletmelerin durumu ve suçlamaların kapsamı netleşebilir.</p>]]></content:encoded></item><item><title>İstanbul Üniversitesi&#x27;nin Yeni Lisansüstü Yönetmeliği Resmî Gazete&#x27;de</title><link>https://hukukihaberler.com/istanbul-universitesi-lisansustu-yonetmeligi-yeni-metin</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/istanbul-universitesi-lisansustu-yonetmeligi-yeni-metin</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 00:06:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>İstanbul Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği, 18 Ekim 2026 tarihli ve 33404 sayılı Resmî Gazete&#x27;de yayımlandı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/istanbul-universitesi-lisansustu-yonetmeligi-yeni-metin.jpg?v=bd62cedb" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/istanbul-universitesi-lisansustu-yonetmeligi-yeni-metin.jpg?v=bd62cedb" alt=""></p><p class="lead">İstanbul Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği, 18 Ekim 2026 Pazar günü 33404 sayılı Resmî Gazete'nin yürütme ve idare bölümünde yayımlandı. Metin, üniversiteye bağlı enstitülerde yürütülen tezli ve tezsiz yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik programlarının usul ve esaslarını belirliyor. Yönetmelik, öğrencileri, adayları ve akademisyenleri doğrudan ilgilendiriyor.</p><h2>Resmî Gazete'de ne yayımlandı?</h2><p>Yönetmelik, İstanbul Üniversitesi adına yayımlandı. Gazetede "değişiklik yapılmasına dair" başlığıyla değil, tam metin yönetmelik olarak yer alıyor. Daha önceki düzenleme, 10 Ocak 2026 tarihli ve 33133 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikle güncellenmişti. Bu değişikliklerde, örneğin yatay geçiş için aranan asgari not yükseltilmiş, bazı öğrenciler için AGNO hesabına ilişkin geçici hüküm eklenmişti.</p><p>Bu haber hazırlanırken yönetmeliğin yalnızca ilk bölümlerine ulaşılabildi. Yürürlük tarihi, yürürlükten kaldırılan metin ve geçiş hükümleri bu kısımda görünmüyor. Bu başlıklar için Resmî Gazete'deki tam metin esas alınmalı.</p><h2>İlk maddeler neleri düzenliyor?</h2><p>Birinci madde amacı, enstitülerde yürütülen lisansüstü eğitim ve öğretimin esaslarını düzenlemek olarak tanımlıyor. İkinci madde kapsamı aynı çerçevede çiziyor. Dayanak maddesi, 4 Kasım 1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 14. ve 44. maddelerini gösteriyor. Güncel birleştirilmiş metinde dayanak olarak yalnızca 44. madde yer alıyordu.</p><p>Tanımlar bölümünde AGNO, AKTS, ALES, YDS ve YÖKDİL gibi kısaltmalar açıklanıyor. İntihal, başkalarının özgün fikir, yöntem, veri veya eserlerini bilimsel kurallara uygun atıf yapmadan kendi eseri gibi göstermek olarak tanımlanıyor. "Eşdeğer diploma programı" ise adı aynı olan ya da enstitü yönetim kurulunca içeriğinin en az yüzde 80'i aynı olduğu belirlenen programları ifade ediyor. Temel tıp puanı, TUS'taki Temel Tıp Bilimleri Testi-1 standart puanının 0,7 ve Klinik Tıp Bilimleri Testi standart puanının 0,3 ile çarpılıp toplanmasıyla hesaplanıyor.</p><h2>Akademik takvim ve programlar</h2><p>Lisansüstü akademik takvimi, enstitülerin önerisi üzerine Senato kararıyla belirleniyor. Takvimde eğitimin başlangıç ve bitiş tarihleri, yarıyıl veya yıl sonu sınavları, katkı payı ve öğrenim ücretinin yatırılma tarihleri ile kayıt yenileme dönemleri yer alıyor. Eğitim yılı güz ve bahar yarıyıllarından oluşuyor. Bir yarıyıl, ara sınavlar dahil on dört hafta sürüyor.</p><p>Lisansüstü eğitim dört program türünden oluşuyor: tezli yüksek lisans, tezsiz yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik. Birinci öğretimde dört türün hepsi açılabiliyor. İkinci öğretimde yalnızca tezli ve tezsiz yüksek lisans, uzaktan eğitimde ise yalnızca tezsiz yüksek lisans yürütülüyor. Kontenjanlar genel ve yurt dışı olarak ikiye ayrılıyor. Genel kontenjan, kabul koşullarını sağlayan Türk ve yabancı uyruklu adaylara açık.</p><p>Çift kayıt kuralı korunuyor. Tezsiz yüksek lisans programları hariç, aynı anda birden fazla yurt içi lisansüstü programa kayıt yaptırılamıyor ve devam edilemiyor. Üniversitenin 2026-2027 güz dönemi duyurusunda da aday öğrencilere, başka bir üniversitede tezli yüksek lisans veya doktora kaydı varsa kesin kayıt tarihleri içinde ilişiğin kesilmesi hatırlatılmıştı. Duyuruda eski yönetmeliğin 5/3 maddesine atıf yapılıyor. Yeni metinde aynı kural altıncı maddenin üçüncü fıkrasında yer alıyor. Yönetmelik yürürlüğe girdiğinde atıf numaraları değişebilir.</p><h2>Hukuki çerçeve: kanun, ÜAK ve üniversite yönetmeliği</h2><p>Üniversite yönetmelikleri ikincil mevzuattır. Dayanaklarını 2547 sayılı Kanun'dan alır ve kanuna aykırı olamaz. Kanun, enstitüyü birden fazla benzer ve ilgili bilim dalında lisans üstü eğitim, bilimsel araştırma ve uygulama yapan bir yükseköğretim kurumu olarak tanımlıyor. Lisansüstü öğretimin genel esasları ise Üniversitelerarası Kurul'un çıkaracağı yönetmeliklerle belirleniyor. Üniversiteler bu genel çerçevenin içinde kendi uygulama kurallarını koyuyor. Önceki İstanbul Üniversitesi metninde de ALES, yabancı dil gibi asgari puanlar, Üniversitelerarası Kurul yönetmeliğindeki asgari puanlardan az olmamak üzere enstitü yönetim kurulu önerisi ve Senato kararıyla belirleniyordu.</p><p>Bu yapı pratikte şu anlama geliyor: Enstitü ve Senato kararları yönetmeliğe, yönetmelik de kanuna ve Üniversitelerarası Kurul'un genel düzenlemesine uygun olmak zorunda. Bir öğrenci ya da aday, kendisine uygulanan işlemin bu hiyerarşiye uygun olup olmadığını sorgulayabilir.</p><h2>Öğrenci, aday ve akademisyen ne yapmalı?</h2><p>Mevcut öğrenciler, yönetmeliğin yürürlük ve geçiş hükümlerini okuyarak hangi kayıt yılının hangi metne tabi olduğunu kontrol etmeli. Önceki değişikliklerde de bazı hükümlerin yalnızca belirli yıllarda kayıt olanlara uygulandığı görülmüştü. Adaylar başvuru kılavuzlarını ve enstitülerin ilanlarını yeni metinle birlikte izlemeli. Danışman olarak görev yapan akademisyenler ise kontenjan, danışmanlık ve tez süreçlerine ilişkin hükümleri incelemeli.</p><p>Kayıt, sınav notu, ilişik kesme gibi bireysel işlemlerde uyuşmazlık çıkarsa önce enstitüye yazılı başvuru yapılabilir. Sonuç alınamazsa işlemin iptali için idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açma süresi kısa olduğundan, işlemin tebliğ ya da öğrenme tarihi not edilmeli. Bu tür <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-idare-hukuku-avukati.html">idari işlemlere karşı başvuru yolları</a> için hukuki destek alınabilir.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işleyecek?</h2><p>Yönetmeliğin yürürlük tarihi metnin son maddelerinde belirtilecek. O tarihe kadar yürürlükteki düzenleme uygulanmaya devam eder. Üniversite, akademik takvimi ve başvuru kılavuzlarını yeni metne göre güncelleyebilir. Enstitü yönetim kurulları ve Senato, yönetmelikte kendilerine bırakılan konularda ayrıca karar alabilir. Üniversitenin resmî duyuruları ve Resmî Gazete'deki tam metin, uygulamanın ayrıntıları için başvurulacak asıl kaynaklar.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Ege Üniversitesi Lisansüstü Yönetmeliği: Tezde Yapay Zeka Beyanı</title><link>https://hukukihaberler.com/ege-universitesi-lisansustu-yonetmelik-yapay-zeka-beyani</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/ege-universitesi-lisansustu-yonetmelik-yapay-zeka-beyani</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 00:05:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Ege Üniversitesi&#x27;nin Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde yapılan değişiklik 18 Ekim 2026 tarihli ve 33404 sayılı Resmî Gazete&#x27;de yayımlandı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/ege-universitesi-lisansustu-yonetmelik-yapay-zeka-beyani.jpg?v=662274b8" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/ege-universitesi-lisansustu-yonetmelik-yapay-zeka-beyani.jpg?v=662274b8" alt=""></p><p class="lead">Ege Üniversitesi, lisansüstü eğitim yönetmeliğinde değişiklik yaptı. Değişiklik 18 Ekim 2026 tarihli ve 33404 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Metne göre öğrenciler tezlerini teslim ederken üretken yapay zeka kullanımının durumuna ilişkin beyan verecek.</p><h2>Resmî Gazete'de ne yayımlandı?</h2><p>Ege Üniversitesi'nin hazırladığı değişiklik yönetmeliği, 5 Kasım 2023 tarihli ve 32360 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliğini güncelliyor. Ana yönetmelik 5 Kasım 2023'te yayımlanmıştı. Resmî Gazete'deki metin birçok maddeye dokunuyor: lisans öğrencilerinin yüksek lisansa erken başvurusu, tezde yapay zeka, tezli yüksek lisansta mezuniyet şartı, tezsiz yüksek lisans diploması ve yeterlik öncesi tez önerisi. Bu yazı, yayımlanan metnin ilk altı maddesine dayanıyor. Yürürlük ve yürütme hükümleri ile yedinci madde ve sonrası bu yazıda ele alınmıyor. Kesin yürürlük tarihi için Resmî Gazete'deki tam metne bakmak gerekir.</p><h2>Tezde üretken yapay zeka: beyan zorunlu</h2><p>Değişikliğin en çok ilgi çekmesi beklenen kısmı üçüncü madde. Bu madde, ana yönetmeliğin sekizinci maddesinin dördüncü fıkrasına iki cümle ekliyor. Birincisi: öğrencilerin tezlerinde üretken yapay zeka kullanımı konusunda YÖK'ün yayımladığı etik rehber kuralları geçerli olacak. İkincisi: öğrenciler tez teslimi sırasında tezlerindeki üretken yapay zeka kullanımının durumuna dair beyanda bulunacak.</p><p>Atıf yapılan rehber, YÖK'ün 2024'te yayımladığı Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Faaliyetlerinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımına Dair Etik Rehber. YÖK, rehberi yükseköğretim kurumlarını bilgilendirmek amacıyla hazırlayıp üniversitelere göndermişti. YÖK Başkanı da üniversitelerin rehberi kullanarak kendi ihtiyaçları doğrultusunda düzenleme yapabileceğini belirtmişti. Ege Üniversitesi'nin değişikliği, rehbere yönetmelik metninde açık bir yer veriyor. Bu sayede rehberdeki ilkeler ve teslimde aranan beyan, üniversitenin kendi mevzuatına dayanan bir yükümlülük haline geliyor.</p><h2>Tezli yüksek lisansta yayın şartı yeniden düzenlendi</h2><p>Dördüncü madde, dokuzuncu maddenin dördüncü fıkrasını yeniden yazıyor. Enstitüler bünyesindeki tezli yüksek lisans programlarında mezun olmak için, tezin enstitüye ilk tesliminde iki yoldan birinin bulunması gerekiyor. Birinci yol: tez konusuyla ilgili, üniversite adresli, hakemli bir ulusal ya da uluslararası dergide öğrencinin başlıca yazar olduğu bir makalenin yayımlanmış veya yayına kabul edilmiş olması. İkinci yol: hakemli bilimsel bir toplantıda sunulan, bildiriler kitabında tam metni veya özeti yayımlanan ve öğrencinin ilk yazar olduğu bir bildirinin bulunması.</p><p>Metne göre uluslararası kurumlarla protokol temelinde yürütülen yüksek lisans programlarının öğrencileri, aksi belirtilmedikçe bu madde dışında değerlendirilecek. Asgari şartlara ek koşulları ise anabilim veya anasanat dalı kurulunun önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararıyla Senato belirleyecek. Şartı sağlamayan öğrenci tez savunma sınavına alınmayacak ve geçen süre tez süresinden sayılacak. Bu son kural, öğrenciler için süre kaybı anlamına gelebilir.</p><h2>Diğer değişiklikler</h2><p>Birinci madde, dördüncü maddeye yeni bir fıkra ekliyor. Üniversitede lisans eğitimi sürerken yüksek lisansa başvurmak isteyen öğrencilerin başvuru, kabul ve sonraki işlemlerinde, üniversitenin çıkaracağı yönerge hükümleri uygulanacak. Ayrıntılar yönergede belirlenecek.</p><p>İkinci madde yedinci maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesini yürürlükten kaldırıyor. Beşinci madde iki konuya değiniyor. İlki, on dördüncü maddenin üçüncü fıkrasındaki öğretim üyesi ifadesi: ibare, atanan danışmanı da sayıya dahil eden bir biçime getiriliyor. İkincisi tezsiz yüksek lisans diploması: diplomada öğrencinin kayıtlı olduğu enstitü anabilim veya anasanat dalındaki programın, YÖK tarafından onaylanmış adı yer alacak. Mezuniyet tarihi de öğrencinin mezuniyetinin onaylandığı enstitü yönetim kurulu kararının tarihi olacak.</p><p>Altıncı madde on sekizinci maddenin üçüncü fıkrasını değiştiriyor. Yeterlik öncesi tez başlığı ve konusu önerisinin alınıp alınmayacağına ilgili enstitü yönetim kurulu karar verecek. Öneri alınacaksa danışman, öğrencisiyle belirleyeceği öneriyi üçüncü yarıyılın başında enstitüye teklif edecek ve enstitü yönetim kurulu bunu onaylayacak. Bu öneri, öğrencinin yeterlik sınavını başarıyla tamamladıktan sonra tez izleme komitesine sunacağı tez önerisinin temelini oluşturacak.</p><h2>Hukuki çerçeve: yönetmelik ve üst normlar</h2><p>Bu düzenleme bir üniversite yönetmeliği. Ana yönetmelik, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 14. ve 44. maddelerine dayanılarak hazırlanmıştı. Değişiklik yönetmeliği de bu çerçevede kalmak zorunda. Bir yönetmelik kanuna ve YÖK'ün lisansüstü eğitime ilişkin genel düzenlemelerine aykırı olamaz. Yönetmeliğe dayanılarak yapılan her işlem, örneğin bir öğrencinin savunma sınavına alınmaması, idari işlemdir. Bu işlemlere karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Dava süreleri için ilgili kanun hükümlerine bakmak gerekir.</p><p>Yapay zeka beyanında da bir ayrım önemli. Yönetmelik, YÖK'ün etik rehberine atıf yapıyor. Rehber ise başlangıçta yol gösterici bir belge olarak hazırlanmıştı. Yönetmelikteki atıf, öğrenciler açısından kuralların uygulanmasını güçlendiriyor. Beyanın içeriği, sunuş biçimi ve ihlal halinde hangi yaptırımın uygulanacağı ise yayımlanan bu metinde ayrıntılandırılmıyor. Bu konuların enstitü uygulamalarında ve yazım kılavuzlarında netleşmesi beklenebilir.</p><h2>Öğrenciler ve danışmanlar ne yapmalı?</h2><p>Tez aşamasındaki öğrencilerin ilk adımı, kendi enstitülerinin duyurularını ve tez yazım kılavuzlarını izlemek. Yapay zeka kullanılıp kullanılmadığını, kullanıldıysa hangi aşamada ve ne amaçla kullanıldığını kayıt altında tutmak, beyan sırasında işi kolaylaştırır. Tezli yüksek lisans öğrencileri, yayın şartını yerine getirmeden savunma sınavına alınmayacaklarını göz önünde bulundurmalı. Ek koşullar için anabilim dalı ve Senato kararlarını takip etmeli.</p><p>Bir işlemden dolayı hak kaybı yaşadığını düşünen öğrenci önce enstitüye yazılı itirazda bulunabilir. Sonuç alamazsa idari yargı yoluna gidebilir. Süreler kısa olduğu için, işlem tarihinin ve tebliğ tarihinin kayıt altında tutulması yararlı olur. Yönetmeliğin geçiş hükümleri ve hangi kayıt dönemindeki öğrencilere uygulanacağı da kritik bir soru. Bu bilgi için Resmî Gazete'deki tam metne ve üniversitenin duyurularına bakılmalı.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Ataşehir Adıgüzel MYO&#x27;ya Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi Yönetmeliği</title><link>https://hukukihaberler.com/atasehir-adiguzel-myo-girisimcilik-kulucka-merkezi-yonetmeligi</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/atasehir-adiguzel-myo-girisimcilik-kulucka-merkezi-yonetmeligi</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 00:04:00 +0300</pubDate><category>Ekonomi</category><description>Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Projeler, Girişimcilik, Kuluçka ve Hızlandırma Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği 18 Ekim 2026 tarihli ve 33404 sayılı Resmî Gazete&#x27;de yayımlandı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/atasehir-adiguzel-myo-girisimcilik-kulucka-merkezi-yonetmeligi.jpg?v=b6ba9bb3" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/atasehir-adiguzel-myo-girisimcilik-kulucka-merkezi-yonetmeligi.jpg?v=b6ba9bb3" alt=""></p><p class="lead">Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu bünyesinde kurulan Projeler, Girişimcilik, Kuluçka ve Hızlandırma Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin çalışma esasları, 18 Ekim 2026 Pazar günü 33404 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelikle belirlendi. Yönetmelik, merkezin hangi amaçlarla çalışacağını ve hangi alanlarda faaliyet göstereceğini düzenliyor.</p><h2>Resmî Gazete'de yayımlanan düzenleme ne içeriyor?</h2><p>Yönetmelik, Resmî Gazete'nin yönetmelikler bölümünde, doğrudan Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu'ndan çıkan bir metin olarak yer aldı. İlk maddesine göre düzenleme; merkezin amaçlarını, faaliyet alanlarını, yönetim organlarını, bu organların görevlerini ve çalışma biçimini kapsıyor. İkinci madde kapsamı da aynı başlıklarla sınırlıyor.</p><p>Metinde tanımlar da yer alıyor. Buna göre "Merkez" adıyla anılan birimin yanında Danışma Kurulu, Yönetim Kurulu, Müdür, Yüksekokul Müdürü ve Mütevelli Heyet tanımlanıyor. Mütevelli Heyet ifadesi, yüksekokulun bir vakıf yükseköğretim kurumu olduğunu gösteriyor.</p><h2>Merkezin amaçları neler?</h2><p>Beşinci maddede sıralanan amaçlar geniş bir alanı kapsıyor. Merkezin, yüksekokulda proje geliştirme, araştırma, yenilikçilik ve girişimcilik kültürünü yaygınlaştırması hedefleniyor. Öğrencilerin, mezunların, akademik ve idari personelin proje hazırlama ve yürütme kapasitesini artırmak da amaçlar arasında.</p><p>Amaç listesinde şu başlıklar öne çıkıyor:</p><ul><li>Ulusal ve uluslararası proje süreçlerini planlamak, koordine etmek ve desteklemek.</li><li>Kamu kurumları, özel sektör, teknoparklar, organize sanayi bölgeleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak proje ve araştırma yürütmek.</li><li>İş fikirlerinin geliştirilmesini, doğrulanmasını ve girişime dönüşmesini desteklemek.</li><li>Ön kuluçka, kuluçka ve hızlandırma programları yürütmek.</li><li>Patent, faydalı model, endüstriyel tasarım, marka ve telif hakkı gibi haklar konusunda farkındalık oluşturmak.</li><li>Araştırma sonuçlarının ticarileştirilmesine destek vermek.</li><li>Dijital dönüşüm, yapay zekâ, siber güvenlik, büyük veri, nesnelerin interneti, robotik, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında çalışmak.</li><li>Öğrencilerin uygulamalı eğitimini proje temelli öğrenme yaklaşımıyla desteklemek.</li></ul><p>Gazete sayfasından alınan metin, beşinci maddenin son bendinde kesildiği için sonraki hükümler burada aktarılamıyor. Yönetim kurulunun oluşumu, müdürün görev ve yetkileri, danışma kurulunun işleyişi ve yürürlük tarihi gibi ayrıntılar için yönetmeliğin tam metnine bakmak gerekiyor.</p><h2>Hukuki dayanak: Yükseköğretim Kanunu</h2><p>Yönetmeliğin üçüncü maddesi, düzenlemenin 4 Kasım 1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlandığını belirtiyor. Aynı dayanak ifadesi, daha önce Resmî Gazete'de yayımlanan başka yükseköğretim kurumu yönetmeliklerinde de yer almıştı. Kanunun 7 nci maddesi Yükseköğretim Kurulu'nun görevlerini, 14 üncü maddesi ise senatonun kuruluşunu ve görevlerini düzenliyor. 14 üncü maddede, üniversite birimleriyle ilgili yönetmeliklerin hazırlanması da senatonun görevleri arasında sayılıyor.</p><p>Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu, Adıgüzel Eğitim Kültür ve Araştırma Yardımlaşma ve Sağlık Vakfı tarafından kurulmuş bir vakıf meslek yüksekokulu. Okulun kendi iç değerlendirme raporuna göre kuruluş, 8 Eylül 2012 tarihli ve 28405 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleşti. Okulun daha önce yayımlanmış bir Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği de bulunuyor. Yeni yönetmelik, yüksekokulda benzer yapıda ikinci bir uygulama ve araştırma merkezi düzenlemesi anlamına geliyor.</p><h2>Uygulamada ne değişecek?</h2><p>Yönetmelik yayımlandığı için merkezin çalışma esasları artık yazılı bir mevzuat metnine bağlandı. Bu, merkezin proje, kuluçka ve hızlandırma faaliyetlerini hangi çerçevede yürüteceğinin belli olması demek. Öğrenciler, mezunlar ve personel açısından ise merkezin yürüteceği programlara ve desteklere erişim, merkezin yönetim organlarının alacağı kararlara ve yüksekokulun duyurularına bağlı olacak. Programların başvuru koşulları, süreleri ve içeriği bu aşamada metinde görünmüyor.</p><p>Merkezin kamu kurumları, özel sektör ve teknoloji geliştirme bölgeleriyle ortak çalışma yürütebilmesi, ayrı sözleşmelere ve protokollere bağlı olacak. Fikrî ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin farkındalık ve destek mekanizmaları da merkezin amaçları arasında sayıldığı için, proje çıktılarının kime ait olacağı gibi konular yüksekokul ve proje ortakları arasındaki sözleşmelerde netleşecek.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işleyecek?</h2><p>Yönetmelikler yayımlandıktan sonra, metinde belirtilen yürürlük hükmüne göre uygulanır. Merkezin fiilen çalışmaya başlaması için yönetim organlarının oluşturulması ve çalışma programının hazırlanması beklenebilir. Bu adımların ayrıntısı yönetmeliğin sonraki maddelerinde düzenleniyor.</p><p>Yönetmeliğe karşı yargı yolu da açık. İdari işlemlere karşı idare mahkemelerinde iptal davası açılabiliyor. Ancak yönetmeliğin dava konusu yapılabilmesi için, davacının menfaatinin doğrudan etkilenmesi gerekiyor. Merkeze ilişkin bireysel işlemler için de, örneğin bir programa kabulün reddi gibi durumlarda, önce yüksekokul yönetimine başvurulması ve sonrasında yargı yoluna gidilmesi mümkün.</p><p>İlgili okur, yönetmeliğin tam metnine Resmî Gazete'nin 18 Ekim 2026 tarihli sayısından ulaşabilir. Merkezin başvuru ve program duyurularını ise Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu'nun kendi internet sitesinden takip etmek gerekiyor.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Adıgüzel MYO&#x27;da Türkçe Öğretimi Merkezi Yönetmeliği Yayımlandı</title><link>https://hukukihaberler.com/adiguzel-myo-turkce-ogretimi-merkezi-yonetmeligi</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/adiguzel-myo-turkce-ogretimi-merkezi-yonetmeligi</guid><pubDate>Sun, 18 Oct 2026 00:04:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği 18 Ekim 2026 tarihli ve 33404 sayılı Resmî Gazete&#x27;de yayımlandı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/adiguzel-myo-turkce-ogretimi-merkezi-yonetmeligi.jpg?v=f47eb395" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/adiguzel-myo-turkce-ogretimi-merkezi-yonetmeligi.jpg?v=f47eb395" alt=""></p><p class="lead">Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu bünyesindeki Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin amaçlarını, faaliyet alanlarını ve çalışma usulünü belirleyen yönetmelik, 18 Ekim 2026 Pazar günü 33404 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Yönetmelik, yüksekokulun Türkçeyi yabancılara ve yurt dışındaki Türk uyruklulara öğretmeye yönelik çalışmalarına idari bir çerçeve çiziyor.</p><h2>Resmî Gazete'de ne yayımlandı?</h2><p>Düzenleme, Resmî Gazete'nin yönetmelikler bölümünde, Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu imzasıyla yer aldı. Metin iki bölümden oluşan bir yapıya sahip: ilk bölüm amaç, kapsam, dayanak ve tanımları içeriyor. İkinci bölüm merkezin amaçlarını ve faaliyet alanlarını sıralıyor. Bu haber, yayımlanan metnin ilk altı maddesine dayanıyor. Yürürlük, yürütme ve yönetim organlarına ilişkin hükümler için resmî sayfadaki tam metne bakmak gerekiyor.</p><p>Birinci madde yönetmeliğin amacını, merkezin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, bu organların görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak tanımlıyor. İkinci madde kapsamı aynı başlıklarla sınırlıyor. Dördüncü maddedeki tanımlar arasında merkez, meslek yüksekokulu, müdür, mütevelli heyet, yönetim kurulu ve yüksekokul müdürü yer alıyor.</p><p>Okulun yapısı da önemli. Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu, Adıgüzel Eğitim Kültür Araştırma Yardımlaşma ve Sağlık Vakfı tarafından kurulmuş bir vakıf meslek yüksekokulu. Tanımlar arasında mütevelli heyetin sayılması, merkezin bir vakıf yükseköğretim kurumunun bünyesinde kurulduğunu gösteriyor.</p><h2>Merkezin amaçları neler?</h2><p>Yönetmeliğin beşinci maddesi merkezin amaçlarını yedi bentte sayıyor. Bunları kendi ifademizle şöyle toplayabiliriz:</p><ul><li>Başta Türkçe olmak üzere dil öğrenme ve öğretme yöntemlerini geliştirip uygulamak.</li><li>Türk kültürünün çevre kültürlerle dil ve edebiyat ilişkilerini araştırmak, bu alanda bilimsel, kültürel ve sanatsal etkinlikler yapmak.</li><li>Yükseköğretimde okumak üzere yurt dışından gelecek uluslararası öğrencilere Türkçe öğretmek.</li><li>Yabancılara Türkçe öğretmek üzere Türkiye'den yurt dışına gidecek öğretim elemanlarının yetişmesini sağlamak.</li><li>Ulusal ve uluslararası kurumlarla iş birliği yapıp ortak projeler hazırlamak.</li><li>Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılacak ders araç gereçleri ve yayınlar hazırlamak.</li><li>Dil öğretimi ve öğreniminde disiplinler arası çalışmaları desteklemek.</li></ul><p>Yedinci amaç ayrıca, ilgili mevzuat hükümleri kapsamında Türkiye'de ve yabancı ülkelerde Türkçe öğretimine ilişkin sınavlar yapmayı da kapsıyor. Metinde sınav yetkisinin "ilgili mevzuat hükümleri" çerçevesinde kullanılacağı belirtiliyor. Yani merkezin sınav yapma yetkisi, yönetmelikle tek başına sınırsız genişlemiyor.</p><h2>Faaliyet alanları: şube açma ve yöntem geliştirme</h2><p>Altıncı madde faaliyet alanlarını düzenliyor. İlk bentte merkez, yurt içinde ve yurt dışında Türkçe öğretimi yapabilecek. Bu amaçla yurt içinde ve dışında, ilgili mevzuat hükümlerine göre şube de açabilecek. Hedef kitle olarak yabancı uyruklular, yurt dışında yaşayan Türk uyruklular ve diğer istekliler sayılıyor.</p><p>Sonraki bentler daha çok akademik ve teknik işleri anlatıyor. Merkez, meslek yüksekokulundaki Türkçe öğretimi programlarında kullanılan yöntemleri geliştirmek için çalışacak. Türkçe ile yabancı diller arasında karşılaştırmalı çalışmalar yürütecek, ölçme ve değerlendirme araçları geliştirecek. Bir başka bent, üniversiteler arası iş birliği protokolleri kapsamındaki faaliyetlere ilişkin, ancak bu bendin devamı elimizdeki metinde kesildiği için içeriğini aktarmıyoruz.</p><h2>Hukuki çerçeve: 2547 sayılı Kanun ve yönetmelik hiyerarşisi</h2><p>Yönetmelik, madde 3'e göre 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanıyor. Aynı dayanak, okulun daha önce yayımlanan merkez yönetmeliklerinde de kullanılmıştı. Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği 2 Mayıs 2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştı ve Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği 18 Nisan 2021 tarihli Resmî Gazete'de çıkmıştı. Yeni metin böylece okulun üçüncü merkez yönetmeliği olarak aynı kalıba oturuyor.</p><p>Kanun, uygulama ve araştırma merkezini bir tanımla ele alıyor. Bu tanıma göre merkez, yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretimi desteklemek amacıyla uygulama ve araştırmaların sürdürüldüğü bir yükseköğretim kurumu sayılıyor. Merkezin kendi yönetmeliği ise bu çatının içinde kalarak iç işleyişi düzenleyen ikincil bir mevzuat niteliği taşıyor. Yönetmelik kanuna aykırı hüküm getiremez. Çelişki halinde kanun ve üst normlar esas alınır.</p><h2>Uygulamada ne değişir?</h2><p>Yönetmelik, tek başına yeni bir hak ya da yükümlülük doğurmuyor. Bir kurum içi birimin kuruluş ve işleyiş usulünü belirliyor. Bununla birlikte merkezin hedef kitlesi geniş: yabancı uyruklular, yurt dışında yaşayan Türk uyruklular ve diğer istekliler. Türkçe öğrenmek isteyen bu kişiler, merkezin programları, ücretleri ve kayıt koşulları hakkında yüksekokulun resmî duyurularına bakmalı. Bu ayrıntılar yönetmeliğin ilk maddelerinde yer almıyor.</p><p>Şube açma yetkisinin "ilgili mevzuat hükümlerine göre" kullanılacağı belirtildiği için, yurt dışında şube açılması halinde o ülkenin ve Türkiye'nin ilgili düzenlemeleri de gündeme gelecek. Bu konuda yönetmelik metninden bir ayrıntı çıkarmak mümkün değil.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işler?</h2><p>Yönetmelik Resmî Gazete'de yayımlandığı için kamuoyuna duyurulmuş sayılıyor. Yürürlük tarihi ve yürütme maddesi, tam metindeki son hükümlerde bulunuyor. Merkezin müdürü ve yönetim kurulu, yönetmeliğin organlara ilişkin maddelerinde belirlenen usulle oluşturulacak. Bu hükümleri okurların resmî sayfadan doğrudan incelemesi gerekiyor.</p><p>Yönetmelikler idari düzenleyici işlem olduğu için, hukuka aykırı olduğunu düşünen ilgililer idari yargıda iptal davası yoluna başvurabilir. Dava süresi ve usulü için İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ilgili hükümlerine bakılmalı. Yükseköğretim mevzuatında değişiklik olması halinde yönetmelik de aynı usulle, yine Resmî Gazete'de yayımlanarak değiştirilir.</p>]]></content:encoded></item><item><title>İzmir Barosu Yarın Sandıkta: 4 Başkan Adayı ve Seçimin Kuralları</title><link>https://hukukihaberler.com/izmir-barosu-secimi-18-ekim-4-baskan-adayi</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/izmir-barosu-secimi-18-ekim-4-baskan-adayi</guid><pubDate>Sat, 17 Oct 2026 21:40:00 +0300</pubDate><category>Barolar</category><description>İzmir Barosu Olağan Genel Kurulu 17-18 Ekim 2026&#x27;da Bayraklı&#x27;daki Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu&#x27;nda toplanıyor; oy kullanma 18 Ekim Pazar 09.00-17.00 arasında.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/izmir-barosu-secimi-18-ekim-4-baskan-adayi.jpg?v=7ec4dd83" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/izmir-barosu-secimi-18-ekim-4-baskan-adayi.jpg?v=7ec4dd83" alt=""></p><p class="lead">İzmir Barosu, yeni başkanını ve yönetimini 18 Ekim 2026 Pazar günü seçiyor. Baronun Olağan Genel Kurulu 17 Ekim'de Bayraklı'daki Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu'nda başladı; oy kullanma işlemi pazar günü 09.00 ile 17.00 arasında yapılacak. Başkanlık için dört aday yarışıyor.</p>
<h2>Genel kurul neden ikinci kez toplandı?</h2>
<p>Genel kurulun ilk toplantısı 3-4 Ekim'de Alsancak'taki baro binasında yapılmak istendi, ancak gerekli çoğunluk sağlanamadı. Bu nedenle toplantı ertelendi ve seçim 17-18 Ekim'deki ikinci toplantıya kaldı. Meslek kuruluşlarında ilk toplantıda üye çoğunluğu aranırken ikinci toplantıda daha düşük bir katılım yeterli sayıldığı için seçimlerin ikinci toplantıda yapılması yaygın bir uygulama.</p>
<h2>Adaylar kimler?</h2>
<p>Başkanlık için yarışan isimler ve destekleyen gruplar şöyle:</p>
<ul>
<li><b>Emre Öktem</b> (Çağdaş Avukatlar Grubu): Hâlen baro başkan yardımcısı. Baronun Bayraklı'da üye sayısına yetecek büyüklükte yeni bir binaya taşınmasını ve genç avukatların ekonomik sorunları için örgütlü çalışmayı öne çıkarıyor.</li>
<li><b>Serhat Sökmen</b> (Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu): Yönetimde değişim ve yenilenme gerektiğini savunuyor, savunma makamının güçlendirilmesini vurguluyor.</li>
<li><b>Volkan Gültekin</b> (İzmir Avukat Hareketi): Mevcut yönetimi eleştiriyor; avukatlar için ortak satın alma gücü oluşturacak bir kooperatif projesi öneriyor.</li>
<li><b>Tacettin Çolak</b> (bağımsız): Grup ağırlıklı yönetim yerine farklı gruplardan temsilcilerin yer aldığı çoğulcu bir model öneriyor, genç avukatların yönetimde daha etkin olmasını istiyor.</li>
</ul>
<p>2018'den bu yana baroyu yöneten Çağdaş Avukatlar Grubu'nun son başkanı Sefa Yılmaz, üst üste iki dönem görev yaptığı için bu seçimde yeniden aday olamıyor.</p>
<h2>Sandıktan neler çıkacak?</h2>
<p>Genel kurulda yalnızca baro başkanı seçilmiyor. Avukatlar aynı oylamada 10 asıl ve 10 yedek yönetim kurulu üyesini, disiplin kurulunu, denetleme kurulunu ve Türkiye Barolar Birliği genel kuruluna gidecek delegeleri de belirleyecek. Bu delegeler, ileride Türkiye Barolar Birliği başkanının seçileceği genel kurulda İzmir'i temsil edecek.</p>
<h2>Seçim neden yalnızca avukatları ilgilendirmiyor?</h2>
<p>Baro yönetimi, vatandaşın adalete erişimini doğrudan etkileyen işleri yürütür. Avukat tutacak maddi gücü olmayanlara ücretsiz avukat sağlayan adli yardım bürosu, ceza soruşturmalarında zorunlu müdafi görevlendiren CMK servisi ve avukatlar hakkındaki şikâyetleri inceleyen disiplin kurulu baronun sorumluluğundadır. Stajyer avukatların eğitimi, ruhsat işlemleri ve meslek içi eğitimler de baro üzerinden yürür. Bu nedenle sandıktan çıkacak yönetimin öncelikleri, İzmir'de adliyeye yolu düşen herkesi dolaylı olarak ilgilendiriyor. Barolar ayrıca insan hakları ve hukuk devletiyle ilgili gelişmelerde kamuoyu açıklamaları yapıyor; adayların bu konudaki farklı yaklaşımları da seçim kampanyalarında öne çıktı.</p>
<h2>Seçimin hukuki çerçevesi</h2>
<p>Barolar, Anayasa'nın 135. maddesinde düzenlenen kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarındandır. Aynı madde, bu kuruluşların organlarının kanunda gösterilen usullere göre, yargı gözetimi altında ve üyelerin gizli oyuyla seçileceğini öngörüyor. Seçimin ayrıntılı kuralları ise 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile düzenleniyor.</p>
<p>Baro seçimlerinde oy kullanmak bir hak olduğu kadar yükümlülük de. Basına yansıyan bilgilere göre, mazeret bildirmeden oy kullanmayan avukatlar hakkında para cezası uygulanabiliyor. Aynı hafta sonu marka ve patent vekilliği sınavının da yapılması nedeniyle baronun, İstanbul ve Ankara'daki sınava girecek üyelerin oy kullanabilmesi için ulaşım düzenlediği bildirildi.</p>
<h2>Bundan sonra ne olacak?</h2>
<p>Oy kullanma pazar günü saat 17.00'de sona erdikten sonra sandıklar açılacak ve sayım yapılacak. Sonuçların akşam saatlerinde belli olması bekleniyor. Seçilen başkan ve yönetim kurulu, Avukatlık Kanunu'na göre baroyu iki yıl boyunca yönetecek. Seçim sonuçlarını bu haberde güncelleyeceğiz.</p>]]></content:encoded></item><item><title>Siirt Merkezli 7 İlde Bahis Operasyonu: 30 Şüpheliden 22&#x27;si Gözaltında</title><link>https://hukukihaberler.com/siirt-merkezli-7-ilde-yasa-disi-bahis-operasyonu</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/siirt-merkezli-7-ilde-yasa-disi-bahis-operasyonu</guid><pubDate>Sat, 17 Oct 2026 21:19:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasında 17 Ekim 2026&#x27;da 7 ilde eş zamanlı operasyon yapıldı ve 30 şüpheliden 22&#x27;si gözaltına alındı.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/siirt-merkezli-7-ilde-yasa-disi-bahis-operasyonu.jpg?v=a79baffb" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/siirt-merkezli-7-ilde-yasa-disi-bahis-operasyonu.jpg?v=a79baffb" alt=""></p><p class="lead">Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü yasa dışı bahis soruşturmasında 17 Ekim 2026'da Siirt merkezli 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 30 şüpheliden 22'si yakalandı, diğer şüphelileri yakalama ile arama ve el koyma çalışması sürüyor. Şüpheliler henüz hakim karşısına çıkmadı ve haklarında verilmiş bir mahkeme kararı yok.</p>
<h2>Operasyonda ne yapıldı?</h2>
<p>Başsavcılık, 17 Ekim 2026 tarihinde Siirt merkezli 7 farklı ilde operasyon düzenlenmesine karar verdi. Arama, el koyma ve gözaltı kararları doğrultusunda Siirt İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, şüphelilerin adreslerine eş zamanlı olarak gitti. Operasyonun yapıldığı illerin adları, başvurduğumuz kaynaklardaki metinlerde yer almıyor; bu nedenle yazılmadı.</p>
<p>Açıklamaya göre soruşturma kapsamında yasa dışı bahis ve sanal kumar siteleri üzerinden banka hesapları aracılığıyla suç gelirlerini topladığı tespit edilen 30 şüpheliye ait banka ve kripto hesapları incelendi. Bu hesaplarda 2025 ve 2026 yıllarında toplam 1 milyar 498 milyon 377 bin 676,96 liralık işlem hacmi bulunduğu belirtildi.</p>
<p>İşlem hacmi, hesaplardan geçen toplam para hareketini gösterir. Bu tutarın tamamının suç geliri olduğu anlamına gelmez. Paranın kaynağı ve her şüphelinin payı, soruşturma ve olası yargılama sırasında ayrı ayrı belirlenecek.</p>
<h2>Hangi suç soruşturuluyor?</h2>
<p>Soruşturma, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçuna ilişkin yürütülüyor. Kanunun 5. maddesi, yetkiye dayanmayan bahis faaliyetlerini farklı bentlerde düzenliyor.</p>
<p>Spor müsabakalarına dayalı bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar için üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası öngörülüyor. Yurt dışında oynatılan oyunlara internetle erişim sağlayarak Türkiye'den oynanmasına imkân verenler için ceza dört yıldan altı yıla kadar hapis. Bahis veya şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık edenler ise üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla karşılaşıyor.</p>
<p>Başsavcılığın duyurduğu bilgilerde hangi şüphelinin hangi bent kapsamında değerlendirildiği belirtilmiyor. Bu ayrım iddianame aşamasında netleşecek. Aynı dosyada başka suç tipleri gündeme gelirse bunlar da iddianamede ayrıca gösterilir. Şu an duyurulan tek suç, 7258 sayılı Kanun'a muhalefet.</p>
<h2>Gözaltından sonra süreç nasıl işler?</h2>
<p>Gözaltına alınan şüpheliler önce emniyette işlemden geçirilir. Gözaltı süresi kanunda sınırlıdır. Soruşturmanın niteliğine ve şüpheli sayısına göre savcılık süreyi uzatabilir. Şüpheliler bu süre sonunda serbest bırakılabilir ya da savcılığa, ardından hakimliğe sevk edilir.</p>
<p>Hakimlik üç sonuçtan birine karar verebilir: tutuklama, adli kontrol şartıyla serbest bırakma veya şartsız serbest bırakma. Bu kararlar suçun sabit olduğu anlamına gelmez. Tutuklama bir tedbirdir, mahkûmiyet değildir. Mahkûmiyet için iddianamenin hazırlanması, mahkemece kabulü, yargılama yapılması ve karar verilmesi gerekir. Karar verilse bile kesinleşme için kanun yolları beklenir.</p>
<p>Şüpheliler avukat yardımından yararlanma, susma ve ifade vermeme, yakınlarına haber verilmesini isteme gibi haklara sahip. Soruşturma dosyasına erişim ise savcılığın kısıtlama kararı bulunup bulunmadığına göre değişebilir.</p>
<h2>Mal varlığı ve işyerlerine yönelik tedbirler</h2>
<p>7258 sayılı Kanun'da ceza dışında malvarlığına ilişkin hükümler de var. Suçla bağlantılı olarak bahis oynanmasında kullanılan eşya ile oyunlardan elde edilen mal varlığı değerleri, Türk Ceza Kanunu'nun eşya ve kazanç müsaderesi hükümlerine göre müsadere edilir. Suçların işlendiği işyerleri ise mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından ihtarsız olarak üç ay süreyle mühürlenerek kapatılır.</p>
<p>Müsadere, mahkeme kararıyla ve yargılama sonunda verilir. Soruşturma sırasında hesaplara bloke konulması ya da el koyma gibi geçici tedbirler uygulanabilir. Bu operasyonda bloke veya el koyma yapıldığına dair resmî bir açıklama, bakılan kaynaklarda yer almıyor.</p>
<p>Konu başka bahis soruşturmalarında da gündeme geldi. Mersin'de yürütülen dosyada tutuklama ve adli kontrol kararları verilmişti. Bu kararlar <a href="/mersin-bahis-para-nakli-sorusturmasi-26-tutuklama/">Mersin'deki bahis para trafiği soruşturması</a> haberinde anlatılıyor.</p>
<h2>Hesabı kullanılan ya da oynayan kişiler ne yapmalı?</h2>
<p>Bu tür dosyalarda sıkça tartışılan konu, banka veya kripto hesabının başkasına kullandırılması. Hesap üzerinden bahis gelirinin geçmesi, para nakline aracılık değerlendirmesine konu olabilir. Hesabıyla ilgili bir çağrı veya tebligat alan kişinin, ifade vermeden önce bir avukata danışması doğru olur. Bu tür dosyalarda ceza hukuku alanında deneyimli bir avukattan <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza yargılaması sürecinde destek almak</a> mümkündür.</p>
<p>Bahis oynayan kişiler bakımından kanun farklı bir yol izliyor. Yasa dışı bahis oynayanlara mahallin en büyük mülki idare amiri idari para cezası veriyor. Kanun metninde bu ceza beş bin liradan yirmi bin liraya kadar yazılı. Bir hukuk sitesi, 2026 için güncellenmiş tutarı 103.207 ile 412.995 lira arası olarak aktarıyor. Güncel tutarı resmî kaynaktan teyit etmek gerekir.</p>
<h2>Sürecin bundan sonraki adımları</h2>
<p>Başsavcılık, yakalanamayan 8 şüpheli için çalışmanın sürdüğünü bildirdi. Gözaltındaki 22 kişinin adliyeye sevk edilmesi, ardından hakimlik kararları beklenecek. Soruşturma tamamlanırsa savcılık ya kovuşturmaya yer olmadığına karar verecek ya da iddianame hazırlayıp ağır ceza veya asliye ceza mahkemesine sunacak. Sonuçlar ayrıca duyurulursa haber güncellenecek.</p>]]></content:encoded></item><item><title>İBB Davasında Ara Karar: 7 Tahliye, Tutukluluk Devam, Duruşma 2 Kasım&#x27;da</title><link>https://hukukihaberler.com/ibb-davasinda-ara-karar-7-tahliye-2-kasim</link><guid isPermaLink="true">https://hukukihaberler.com/ibb-davasinda-ara-karar-7-tahliye-2-kasim</guid><pubDate>Sat, 17 Oct 2026 19:44:00 +0300</pubDate><category>Yargı</category><description>İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi, İBB davasında 7 tutuklu sanığın tahliyesine karar verdi.</description><media:content url="https://hukukihaberler.com/gorsel/ibb-davasinda-ara-karar-7-tahliye-2-kasim.jpg?v=19fc3fcd" medium="image" width="1200" height="630"/><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://hukukihaberler.com/gorsel/ibb-davasinda-ara-karar-7-tahliye-2-kasim.jpg?v=19fc3fcd" alt=""></p><p class="lead">İBB davasının 101. gününde İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, tutukluluk incelemesine ilişkin ara kararını açıkladı ve 7 tutuklu sanık hakkında tahliye kararı verdi. Diğer sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına hükmedildi; duruşma 2 Kasım'da devam edecek.</p><h2>Mahkeme ne karar verdi?</h2><p>Karar, Silivri'deki duruşma salonunda açıklandı. Davada 436 sanık yargılanıyor ve bunların 53'ü tutuklu bulunuyordu. Mahkeme başkanının aktarılan sözlerine göre tahliyelere oy birliğiyle karar verildi. Heyet bunun dışındaki tutuklu sanıklar için tutukluluğun sürmesine hükmetti. Bu grupta davanın en çok bilinen sanığı olan görevden uzaklaştırılmış İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da yer alıyor.</p><p>Habere göre tahliye edilenlerin sayısı 7. NTV, kararın ardından davada 46 tutuklu sanık kaldığını bildirdi. Tahliye kararı verilenlerden biri ise başka bir suçtan tutuklandığı için cezaevinden çıkamayacak. Bu sanığın durumu, ayrı bir dosyadaki tutuklama nedeniyle bu davadaki tahliye kararından bağımsız ilerliyor.</p><p>Ara karar kapsamında ayrıca bazı sanıklar hakkındaki adli kontrol yükümlülükleri, yurt dışına çıkış yasakları ve imza verme şartları kaldırıldı. Yani karar yalnızca tutuklu sanıkları değil, tutuksuz yargılanan bazı sanıkların üzerindeki tedbirleri de kapsıyor.</p><h2>Savcılık görüşü ile mahkeme kararı arasında ne fark var?</h2><p>Mahkeme kararından önce duruşma savcısı ara mütalaasını sundu. Savcılık, iki sanığın tahliyesini isterken diğer 51 tutuklu sanığın tahliye edilmemesini talep etti. Mahkeme ise 7 sanık için tahliye yönünde karar verdi. Savcılık mütalaası hâkimler açısından bağlayıcı değildir. Heyet, tutuklu sanıkların durumunu kendisi değerlendirir ve tahliye ya da tutukluluğun devamı yönünde kararını açıklar. Bu karar da o yetkinin kullanımı olarak ortaya çıktı.</p><h2>Hukuki çerçeve: Tutukluluğun incelenmesi nasıl yapılır?</h2><p>Duruşma aşamasındaki tutukluluk incelemesinin dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 108. maddesidir. Maddenin üçüncü fıkrasına göre hâkim veya mahkeme, tutukevindeki sanığın tutukluluğunun sürüp sürmeyeceğine her oturumda ya da koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında re'sen karar verir. Kanun koyucunun amacı, kişi özgürlüğünü geçici olarak ortadan kaldıran bir tedbirin gereksiz yere uzamasını önlemektir. Bu yüzden uzun süren davalarda her celse sonunda tutukluluk hâli yeniden tartışılır.</p><p>İncelemede ölçüt, CMK'nın tutuklama nedenlerini düzenleyen 100. maddesidir. Soruşturma evresine ilişkin 108. madde hükmü de 100. madde hükümlerinin göz önünde bulundurulmasını öngörür. Mahkeme; kuvvetli suç şüphesinin sürüp sürmediğini, kaçma ya da delilleri karartma ihtimali gibi tutuklama nedenlerinin devam edip etmediğini ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağını değerlendirir. CMK'nın 102. maddesi ise tutukluluğun en fazla ne kadar sürebileceğine ilişkin azami süreleri belirler. Bu süreler dava türüne göre değişir.</p><p>Duruşma safhasındaki savunma, mütalaa ve ara karar sıralamasını daha önce <a href="/ibb-davasinda-savunma-bitti-sorgu-tutukluluk-incelemesi/">İBB davasında savunmaların bitmesinin ardından tutukluluk incelemesine geçilmesini</a> anlattığımız yazıda ele almıştık. Bugünkü karar, o inceleme sürecinin sonucu oldu.</p><h2>Tahliye ne anlama geliyor, ne anlama gelmiyor?</h2><p>Tahliye, sanığın yargılamanın geri kalanını tutuksuz sürdüreceği anlamına gelir. Beraat anlamı taşımaz. Dava bu sanıklar yönünden de devam eder ve iddianamedeki suçlamalar hakkında mahkeme nihai kararını daha sonra verecektir. Tutukluluğun sürmesi kararı da mahkûmiyet anlamı taşımaz. Tutuklama bir koruma tedbiridir, ceza değildir ve masumiyet karinesi tüm sanıklar için geçerliliğini korur. Gözaltı, tutuklama, iddianame, hüküm ve kararın kesinleşmesi ayrı aşamalardır. Bu dosyada henüz hüküm verilmemiştir.</p><p>Tutukluluğun devamına karar verilen sanıklar ve savunma avukatları, tahliye taleplerini sonraki oturumlarda yeniden dile getirebilir. Karara karşı kanun yollarına başvurulabilir. Kanun yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru da mümkündür. Tutukluluğa itiraz, tahliye talebi ve adli kontrol uygulamaları gibi başlıklarda <a href="https://yagmurtahtasiz.com/izmir-ceza-avukati.html">ceza yargılamasında tutuklu sanığın hakları</a> konusunda hukuki destek almak isteyenler için süreçlerin takibi önemlidir.</p><h2>Süreç bundan sonra nasıl işleyecek?</h2><p>Davanın üçüncü celsesinin 2 Kasım'da başlayacağı açıklandı. Yeni celsede yargılama kaldığı yerden sürecek. CMK 108/3 uyarınca mahkeme, tutuklu sanıkların durumunu her oturumda yeniden gözden geçirmek zorunda. Yani bugün tutukluluğu süren sanıklar için de ilerleyen oturumlarda tahliye gündeme gelebilir. Tahliye edilen sanıklar ise duruşmalara katılmaya devam edecek ve hakkındaki iddialara karşı savunmalarını sürdürecek.</p><p>Dosyanın gerekçeli ara karar metni ve tutanaklar, kararın dayandığı hukuki ve fiili gerekçelerin ayrıntısını gösterecek. Mahkeme tahliyeler için ne tür bir değerlendirme yaptığını, tutukluluğu süren sanıklar için hangi nedenleri öne sürdüğünü bu metinde belirtecek. Şu an aktarılan bilgiler, duruşma salonunda sözlü olarak açıklanan kısa karara ve basın kuruluşlarının haberlerine dayanıyor.</p>]]></content:encoded></item></channel></rss>